Mehmet Kahraman / Aradaki Boşluk

Aradaki Boşluk  /  Mehmet Kahraman

'Aradaki Boşluk' yeni ve bağımsız sanatçılara odaklanan ve Mixer’in Açık Depo programı içerisinde farklı zaman dilimleri aralığında gerçekleştirilmesi planlanan sergilerin ilkidir.

 

Sergideki çalışmaların bütünlüğü sonucunda bakıldığında temsil imgesinin bireysel bir öznenin ifadesi olmaktan çok anonim tüketim teknolojisinin bir metası haline geldiği görmekteyiz.  Yaşadığımız çağda sanallaşan ve yabancılaşan nesne kendi gerçekliği ile çelişki yaşamaktadır. Zamanın kendisi her ne kadar anı yaşamayı mecbur kılsa da çelişkilerle dolu benlik  geçmişe dair romantik ruh halini de yitirmek istemez. Bu ikilemli ruh hali sosyal hayatta da zaman zaman kendini gösterir. Birbiri ile ötüşmeyen tepkisel dışavurumlar bireyi kendi gerçekliğine yabancı kılar.

 

Günümüzdeki temsil silsilesi, teknolojik sınıflı toplum içinde geçen yaşamımızın radikal bir şekilde yoksullaştırılmasına hizmet ediyor – teknoloji artık mahrumiyet anlamına gelmiştir. Klasik temsil teorisine göre, anlam ve gerçek, kendilerini iletecek olan temsil biçimlerinden önce gelecek ve bu temsil biçimlerini belirleyeceklerdi. Oysa şimdi, imgenin bireysel bir öznenin ifadesi olmaktan çok anonim tüketim teknolojisinin bir metası haline geldiği postmodern bir kültürde yaşamakta olduğumuz söylenebilir. Bilgi Çağı’nda her zamankinden çok daha fazla dolaylandırılmış  yaşamımız günden güne imgelerin, sembollerin, pazarlama ve deneme tekniklerinin manipülasyonu altına girmektedir. Bizim zamanımızı diyor Derrida, “doğadan arındırılmış bir zamandır”.

Temsilin kriz içinde olduğu olgusu, postmodernin tüm biçimlendirmeleri  tarafından kabul edilmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, Derrida, kökleri bizzat temsile dayanan felsefi projenin doğasına yönelik bir karşı çıkışı geliştirerek temsil ve düşünce arasındaki ilişki hakkında cevaplanması mümkün olmayan bazı sorular ortaya atmıştı. Yapı bozum temsilin epistemolojik iddialarını yumuşatarak, örneğin dilin, temsil görevini yerine getirmekte yetersiz olduğunu göstermektedir. Ancak temsilin bu iddiaları yumuşatılırken, temsilin baskıcı doğasına hiçbir şekilde dokunulmamakta, temsil dışında bir varoluş alanının veya yalın bir duruşun ancak ütopik bir hayal olacağı hususunda ısrar edilmektedir. Bu yaklaşıma göre, dolaylanmamış hiçbir ilişki ve iletişim biçimi var olamaz ki böylece elimizde kala kala semboller ve temsil kalmaktadır; bu yüzden yapı bozum, sonsuz ve zorunlu bir şekilde ertelenen varoluşun ve tatminin arayışıdır.

Aradaki Boşluk kavramsal çerçevesi bağlamında  sergiye katılan sanatçıların çalışmalarından  hareketle görsel ve işitsel stratejileri farklı görüş açılarının birlikteliğinde oluşan birçok düşünce kümesini bir arada işliyor. Seçki de eserleri yer alan sanatçılar; Engin Konuklu, Kaan Bağcı, Burcak Konukman, Cansu Gürsu, Güneş Bulut, Denise Winter, Laleh Torabi, Erdal İnci, Annabella Guetatra, Eda Gecikmez ve Tansu Akmansoy’dur.