Gözde Ulusoy / ”Yarın neye inanacağım bakalım?”

Sanatın salt yetenek ve zanaat olduğu günler geride kaldığından beri; aslında ulaşmak istediğimiz nokta, sanat ve hayat arasındaki sınırların belirsizleşmesi ve yok olması. 

Estetiğin ötesinde fikrin irdelendiği süreçleri öne çıkaran sanatçıların yeni teknikler ve dolayısıyla yeni formlar bulması sonucu oluşan tepkilerden ilki, ve bana kalırsa en özeli, “şaşkınlık”. Fikrini ortaya koymak adına sanatçının seçtiği her yeni ve farklı yöntem önce şaşkınlıkla karşılanıp ardından kabul gördü. 

Hayat ve sanat arasındaki sınırların kalkması, sanatçının kendini kısıtlamaktan vazgeçip, gerektiğinde buluntu objeler, çer-çöp veya kendini kullanması, gerektiğinde ise Yves Klein’in boş galeriyi sergilemesi örneğinde görüldüğü gibi hiçbir şey kullanmaması gibi şaşırtıcı örneklerle sağlandı.

Bunlar hakkında bence en önemli olan, tüm bu sürecin sanatçının fikriyle oynadığı bir oyun gibi görülebileceği. Bu yüzden ben de bugün kendimi ifade etmek için oyunlar barındıran, ve sonunda ortaya çıkanın yarattığı şaşkınlığın değerli olduğuna inandığım bir koleksiyon hazırladım. Bunu yaparken de kalıpları kırma konusunda Dada’cıların seçtiği en yaygın tekniklerden biri olan kolaj ve asamblajlara ağırlık verdim. 

Dada hareketinin önemli isimlerinden biri olan George Grosz’un sloganlarından birinde dediği gibi: “Yarın neye inanacağım bakalım?”

Işık Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra sanatla olan ilişkisini resmiyete dökmeye karar veren Gözde; Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine başladı. 2011’de Home Art’ta başlayıp sürdürdüğü editörlük kariyerini; biraz hareketlenmeye ve tazelenmeye karar verdiğinden freelance editörlüğe çevirdi. Sanat eğitimine Londra’da Middlesex University’de devam ediyor.

Yaratıcı ve absürt her şeyin ve herkesin hayranı. Hem yazmanın, hem çizmenin, hem de uçmanın peşinde.