Asimetrik Bağ

  • Tarih: 06 Eylül 2016 Salı - 10 Eylül 2016 Cumartesi
  • Yer: Mixer

Sanatçılar: Michael Dickins, Kristi Hargrove, Jana Harper, Erdal İnci, Jonathan Rattner, Ayşegül Süter, ve Bahar Yürükoğlu7

Küratörler: Paul Collins, Naz Cuguoğlu, Mine Kaplangı, ve Jonathan Rattner


Skype Sohbetleri (moderatör: Creative Çukurcuma):
7 Eylül 2016, 19.30-21.30 – Politik Belirsizlik Zamanlarında İşbirliği
Konuşmacılar: Paul Collins, Michael Dickins, Jana Harper, Erdal İnci
8 Eylül 2016, 16.00-18.00 – Dijital Sanatta Asimetrik Dinamikler
Konuşmacılar: Kristi Hargrove, Jonathan Rattner, Ayşegül Süter, Bahar Yürükoğlu


Creative Çukurcuma (İstanbul) ve COOP Curatorial Collective (Nashville), Michael Dickins, Kristi Hargrove, Jana Harper, Erdal İnci, Jonathan Rattner, Ayşe Gül Süter ve Bahar Yürükoğlu’nun çalışmalarını bir araya getiren, küratörlüğünü Paul Collins, Naz Cuguoğlu, Mine Kaplangı ve Jonathan Rattner’ın üstlendiği Asimetrik Bağ sergisini sunar. Asimetrik Bağ, Nashville ve İstanbul’dan sanatçıları, 6 aylık işbirliği üzerine kurulu bir ilişki içinde eşleştirerek, politik ve sosyolojik “asimetrik” dinamiklerin sanatçı pratikleri ve işbirlikleri üzerindeki etkisini araştırıyor.

“Asimetri”, Mondrian’dan John Cage’e kadar pek çok sanatçı için sanat ve estetikte yeni ve duyarlı bir denge metodu sundu. Modernist ve postmodernist mimarlar, yazarlar, düşünürler, bilim insanları ve müzisyenler asimetriği birincil olarak yeniden tanımlamışlardır. Fakat asimetri aynı zamanda doğadaki ve toplumdaki elverişsizliğin bir göstergesidir. Kelime olarak anlamında olumsuz yan anlamlar taşır, sözlüklerde ‘biçim bozukluğu, düzensizlik ve hatta çirkinlik‘in eş anlamlıları olarak geçer. Bir yandan da büyüyen asimetrik güç ilişkileri, hiyerarşiler ve fırsat eşitsizlikleri olan bir dünyada yaşadığımızı kabul etmeliyiz. 

Dünya küresel olarak dijital bağlantılılığa ve iletişime daha uygun gibi görünse de küreselleşmenin baskın güçleri, bölgesel siyaset ve milliyetçilik, fikirlerin doğru küresel paylaşımını gittikçe zorlaştırıyor. Bu durumdan yola çıkan Asimetrik Bağ şu soruyu soruyor: “Şehirlerimizi, milletlerimizi, kendimizi tanımlamamıza yardımcı olan siyasal ve toplumsal asimetrik dinamikleri sahiplenebilir miyiz?” Asimetrik Bağ, Nashville ve İstanbul arasında görünmez bir çizgi çizerek birbirinden ayrı sosyopolitik, dini, sanatsal, kültürel ve ekonomik günlük problemleri olan şehirlerdeki sanatçıları birbirine bağlıyor ve bu farklılıklara ayna tutan kültürel bir iletişim inşa ediyor.

Yürükoğlu ve Hargrove işbirliklerinin başlangıcında kendilerini yalnızca yazı ile iletişim kurmaya adadılar. Konuşmaları, mekanın ve manzaranın kimliğin şekillenmesindeki merkezi rolü, kişisel mücadeleler ve aile geçmişleri, süreç, dil, ses ve sezgisel gerçeklikler gibi konulara kadar uzandı. Bu işbirliğinde dil aracı bir anlamda özneye dönüştü. İki sanatçı da çalışmalarını bu söylemin çevirisini görsele aktarmak üzere yorumladı: Yürükoğlu video ve ses üzerinden çekici bir görsel dil geliştirmeye; Hargrove kendi kişisel sözlüğündeki görüntülerin dijital imzalarına edebi dil yapılarını entegre etmeye odaklandı. 

Bu asimetrik ilişkiler ağında Dickins yalnız bırakıldı. “Sahte Canyeleği” isimli çalışması bireylerin diğer bireylere yardım etmesi ya da zarar vermesi kararına odaklandı. Belirli bir hikayeden –Suriyeli mültecilere satılan sahte canyeleklerinden– esinlenen çalışması çocuk canyeleğinin fizikselliğini suda oynayan çocuk sesleriyle birleştiriyor. Bir taraftan eğlenceli sesleri duyarken diğer taraftan yerde duran ve yok sayılan gazetelerle doldurulmuş canyeleğini görmenin ikilemi, izleyiciyi rahatsız edici bir şekilde kendini aynı duruma koymaya itiyor. 

Harper ve İnci uzun süren dijital diyalogların sonucunda oluşturdukları “Güç ve Mimari” isimli projeleri ile tarihi anıtlar üzerinden bir inceleme yapıyorlar. İnci, gücü simgeleyen mimari yapıların tarihten ve günümüzden örneklerini fotogrametri tekniği ile birleştirerek, Istanbul’daki en eski tarihi dikilitaş olan Theodosius obeliski ve günümüz güç simgelerini oluşturan yeni mimari devler arasındaki ilişkiyi belgeyen ve bir arşiv görevi görecek olan video işini sergiliyor. Jana Harper ise  Washington DC’de bulunan ve George Washington için yaptırılmış olan şehrin en simgesel anıtı, dünyadaki en yüksek anıt olarak bilinen Washington anıtının yüksekliği, gölgesi ve görselliğini inceleyen bir video çalışması sunuyor. 

Süter ve Rattner’ın video ve ses işbirliği olan “Ses ve Topraklı Buğday Tarlaları veya: Eski bir tarlada nasıl duyudan yoksun kalınmış hissedilir, 2016” saklanma eyleminin ötesine geçmenin tutkusu ve devamlı başarısızlığına, sırlarla, inançların çekiciliği kadar ağırlığına odaklanan bir video-ses enstalasyonudur. Geçmişlerimizin, hikayelerimizin, bireyselliğimizin ötesine geçmemiz mümkün mü? Gereğinden fazlası ortaya döküldüğünde duyduğumuz tehlike hissini aşabilir miyiz? Süter ve Rattner haftalarca birbirlerine notlar, görseller ve sesler ilettiler. Bu çalışma yabancıların birbirini tanımaya çalışma eylemi hakkında olduğu kadar, çağdaş manzaralarımızda nasıl iletişim kuracağımızın kafa karışıklığı ile de ilgilidir.

Sanatçılar hakkında:
Michael Dickins: http://www.michaeldickins.com
Kristi Hargrove: http://kristihargrove.com/
Jana Harper: http://janaharper.com/
Erdal İnci: http://erdalinci.tumblr.com
Jonathan Rattner: http://www.jonathanrattner.com
Ayşegül Süter: http://aysegulsuter.net
Bahar Yürükoğlu: http://iambahar.com

Creative Çukurcuma hakkında:
http://www.creativecukurcuma.com

COOP hakkında:
http://www.coopgallery.org

*** “Asimetrik Bağ” projesi American Turkish Society'nin “Moon and Stars” Proje Destek Programı ve Turkish Cultural Foundation’ın destekleri sayesinde hayata geçmiştir. 

Sorularınız için: creativecukurcuma@gmail.com