‘Gravürden Litografiye, Serigrafiden Ahşap Baskıya, Özgün Baskı Teknikleri’ Konuşmasından Notlar

Mixer’de 29 Nisan-16 Haziran tarihleri arasında görülebilecek Printed’15 sergisi sizlere yerel ve uluslararası mecradan edisyonlu eser örnekleri sunarken bir yandan da baskı (edisyon) kavramının doğuşu, uygulanış tarihi ve günümüzde nasıl algılandığıyla ilgili bir dizi söyleşi ve baskı atölyeleri düzenliyor. Bütün bunlarla amaçlanan, bu alana biraz daha ilgi çekerek yaygınlaştırmak ve baskının gerek insanların algısındaki gerek sanat piyasasındaki hareket alanını bir nebze daha genişletmek.

9 Mayıs’15 tarihinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinin konuşmacı olarak yer aldığı “Gravürden Litografiye, Serigrafiden Ahşap Baskıya, Özgün Baskı Teknikleri” konuşmasından notlar şöyle…

Fransızca’da ‘graver’ kelimesinden türeyen ‘gravür kelimesi’, ‘kazımak’, ‘hakk etmek’, ‘oyarak çizmek’ anlamında. İtalyanca’daki ‘graffito’, İngilizce’deki ‘graffiti’ ve ‘kazımak’, ‘çizmek’ anlamlarını karşılayan ‘graffiare’ kelimeleri de benzer anlamlar taşıyor. Bu da Yunanca’daki ‘yazı veya çiziye ilişkin’ anlamındaki ‘graph-icos’ sözcüğünden ileri geliyor.

“Roland Barthes’a göre yazı, aslında yüzeyin üzerindeki bir çatlak, duvarın, kilin, kağıdın, derinin, kille kaplı bir düzlüğün ya da duvarın bölünmesi, üzerine ağlar örülmesi, sürekliliğinin bozulması eylemidir. Yazı, ses çıkarma eyleminin tersine, elle gerçekleştirilen bir eylem olup, kalıcı işaretlerden oluşan yasal bir kayıt olma yönüyle zamana, unutmaya, hatalara ve yalana karşı zafer kazanmayı amaçlar. Yine Barthes’a göre, yazının ortaya çıkışı mağara resimleri ile oldukça ilintili olup, belirli bir ritimle sıralanan yarıklarla ortaya çıkar.”

Can Aytekin’e göre, baskının bir iz bırakma içgüdüsünden ortaya çıkmasına iyi örneklerden biri, Printed’15 sergisinde bulunan Marc Quinn’in kendi parmak izini gösterdiği ahşap baskı tekniğiyle ürettiği bir çalışması olan “Labyrinth AG”.

Gravür teknikleri kısaca çukur (intaglio) ve yüksek baskı olarak ikiye ayrılıyor. Gravür baskı, Avrupa’da, kağıdın bulunuşu sonrası matbaanın yaygınlaşmasıyla kitap resimlemesi ve reprodüksiyon yapımında kullanılarak popülerleşiyor. Asya’da kağıdın bulunmasıyla Çin’de daha eski örnekleri de görülürken, Japonya’da ‘ukiyo-e’ denilen renkli ahşap baskıları da bu noktada hatırlayabiliriz.

Yüksek baskı teknikleri ahşap baskı, linolyum baskı olarak çeşitlenirken çukur baskı teknikleri burin, kuru kazı, asitli kazı, aquatint, mezzotint, yumuşak vernik, şekerli çini, kolografi, viscosite, fotogravür olarak çeşitleniyor.

Litografinin tarihsel gelişimi ve çağdaş sanattaki yerini bizlerle paylaşan Erdal Kara, baskıyı temel olarak çukur-tümsek, düz yüzey baskısı, elek baskı, ve dijital baskı olarak niteleyebileceğimizden bahsederken, yakın gelecekte bizim şu anda bilmediğimiz çok farklı baskı türlerinin de bulunacağını öngörüyor.

Yüzeyde herhangi bir çukur-tümsek oluşumunun gerçekleşmediği, tamamen düz yüzeyde oluşan kimyasal reaksiyonlardan faydalanıldığı bir düz yüzey baskı tekniği olan litografiye bugünkü ofset baskının atası denebilir. Ofset (off-set) baskıda imge çoğaltımı, plaka kağıda temas ettirilmeksizin, baskının bir merdaneye alınarak kağıtlara geçirilmesiyle gerçekleşiyor. Bu teknik ile baskı sayısının devasa rakamlara ulaşacağı kesinken, kalitesi düştüğü için sanatsal üretimde pek tercih edilmiyor. Dolayısıyla, sanat eseri basımında başından beri kullanılan, plakanın kağıda temas ettiği (on-set) baskı türü oluyor.

Litografi tekniği, 18. yüzyılın ortalarında Fransız Devrimi sırasında bildiri yayınlamak amacıyla kullanılmaya başladığında yaygınlaşıyor. Sonraları Goya, Gericault gibi sanatçılar tarafından sanat alanında kullanımı yaygınlaştırılıyor.

“Litografi, kalemin şiddetini ve boyanın akışkanlığını çok iyi kaydedebildiğinden ve katmanlı çalışmaya izin vermesinden dolayı sanatçının sinir sistemi ile daha sıkı bir ilişki içersindedir. Bu da günümüzde hala vazgeçilmemesinin başlıca nedenlerinden biri.”

“Yeni bir teknolojinin doğması eskisini tamamen yok saymayı gerektirmiyor, her bir teknoloji kendine özgü bir yapıya sahip olduğundan eskisini de korumayı bilmek gerekir.”

Zeynep Bingöl Çiftçi ise geniş bir yelpazede örnekler sunarak serigrafinin çeşitli kullanım alanlarından ve tekniklerinden bahsetti. Her ne kadar ilk çağlarda Japonya’da ve Çin’de saç kılından örülmüş eleklerle baskılar yapılmış olsa da, genç bir teknik olan serigrafi daha yakın zamanlarda kullanılmaya başlanmış. Boyanın elekten geçen kısmını kağıda basmak olarak özetleyebileceğimiz bu elek baskı tekniğinde gravür ve litografideki kadar olmasa da birçok teknik kullanılıyor.

CMYK basımda öncelik sıralaması cyan, magenta, sarı ve en son siyah renk olarak gidiyor. Trikromik renklerle basımda ise daha çok transparan boyalar kullanılıyor, çünkü bu renkler üst üste geldiğinde çeşitli tonlar elde ediliyor.

 

 

Gray Ribbon, 1990

22 renkli ipek baskı, 27 1/2 x 35 7/8 inç

edisyon: 150 AP: 30

Arches Roll Stock 100 % Rag paper

Adi Rischner and Steven Sangenario, Styria

Studio, Inc., New York Tarafından Basılmıştır

Gaultney-Klineman Art, New York Tarafından Yayınlanmıştır

Portfolyo: Alex and Ada, the 1960’s to the 1980’s

 

“Katz’ın bu işinde çok fazla nüans var. Katman sayısı oldukça fazla bir iş. Buradan da anlayabileceğimiz gibi, katmanlar arttıkça volüm etkisi artmakta.”

Tarih 27.5.2015

Etiketler: