Alternatif Nedir ?

Türkiyedeki güncel sanat alanındaki gelişmelerin 90 lı yıllarla birlikte daha görünür hale geldiğini görmekteyiz. Bu görünürlük öncesindeki sosyo politik olayların toplum üzerindeki etkisini argüman olarak kullanan sanatçılar bu eksen etrafında bir bellek oluşturmuşlardır. Baskı altındaki bir durum da ifade etme biçimi açısından klasik anlamdaki plastik sanatların anlatım formlarının dışında yeni bir dil ortaya koymuştur. Farklı anlatım biçimi birbirinden farklı disiplinsel pratiklerin (edebiyat, tiyatro, müzik, resim, sosyoloji, psikoloji gibi) hem pratiksel olarak hem de teorisel olarak etkin biçimde içiçe geçerek oluşturulmuş bir anlatım biçimi olarak karşımıza çıkar. Disiplinlerarası anlatımın ortaya koyduğu işler dönemin ruhunu okumak açısından da farklı bakış açıları oluşturmuştur. Disiplinlerarasılık dönemin koşullarına göre bir gereklilik olarak belirten Ali Akay'dan farklı olarak Emre Zeytinoğlu disiplinlerarası üretim biçimin öznel bir tercih olması konusunda üzerinde durmuş ve disiplinlerarasılık düşüncesine mesafeli bir yaklaşımı ön görmüştür. 
 
 
 
Çağdaş sanattaki kırılmanın, görünürlük açısından 90 ve sonrası olduğunu söylesek de bunun temelini oluşturan 1980 sonrası kollektif sanatçı çalışmaları olmuştur. 1987'deki İstanbul Çağdaş Sanat Sergisi (Uluslararası İstanbul Bienali ) ile de güncel sanatın kendi dinamiklerini yaratmış olduğunu ve kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Bu yapılan etkinliklerin dokümantasyon kayıtlarına baktığımızda çoğu etkinliğin kaydının tutulmamış olması işlerin devamlılığı açısından kayıp bir bellek oluşturmakta olduğunu görürüz. Ayrıca güncel sanat adına yapılmış olan deneysel üretimlerin de bu bağlamda kayıtlarının tutulmamış oluşu güncel sanat yazımının bellekten kopuk bir seyir izlemesine neden oluşturmuştur. 
 
 
 
90’lı yıllara baktığımızda ise güncel sanatta ciddi bir kırılmanın yaşandığı, geleneksel sanat üretimine karşı bir tavır üretildiği politik ve toplumsal, kültürel alanda sanatın araç olarak kullanılıp yasakları eleştirmenin deneyimlendiği farklı referanslar ekseninde bir üretim süreci görmek mümkün. Özal sonrası toplumsal gevşemenin sanatçıların yasakları eleştirmesi konusunda cesaretlendirdiğini dile getirilebilir. Sanat yazımı olarak baktığımızda ise düzenli sergilerin yapıldığı ve güncel anlamda etkili sanat eleştirileri yazıldığını görmektedir. Fakat genel anlayıştaki romantik sanat tarihi yazımının etkisinin hala kırılmadığını belirtmek gerekir. Çağdaş sanatın görünüm alanlarına baktığımızda ise daha çok özel sektör kurumlarının katkıları ile devamlılığı sağlanmıştır. Bu da özel sermaye etrafında toplanan ya da seçilen sanatçıların görünürlüklerini arttırdı. Bu artış ister istemez bir ayrım ortaya koymuştur. Muhalif bir söylem üzerinden üretim yapan sanatçılar kapital karşısında popüler birer sanatçı imgesine dönüşerek kendi temellerindeki sorunsaldan uzaklaştırıldı. Ütopya dan kopuşun göstergeleri olarak okunan ve sürekli aynı isimlerin etrafında inşaa edilen bir güncel sanat dili varoluşu ile çelişmeye başladı. Sanatın üretilmesi sonrasındaki ikili ilişkilerin güncel sanatın kimliğini ticari bir boyuta taşıdığını göstermektedir. Sanatın ve sanatsal alanların kapital karşısında ikinci plana itildiği ve sanatın izlenildiği mekanlarda kapitalizmin her şeyi tersine çeviren illüzyon gösterisi görmek alışkanlığa dönüşmektedir. Sistem kendi dışında olan her sanatsal eylemi kendi içerisine alarak kendi varoluşuna bağlı hale getirmektedir. 
 
 
 
Sanatın bağımlı halinden rahatsızlık duyan bazı sanatçılar bağımsız üretim süreçlerine devam etmişler ve bir tercih olarak sisteme dışardan eleştirel bir bakış açısı ile üretimlerine devam etmişlerdir. Sanatçıların aldığı tavırlar bazen kollektif yeni alanların kurulmasını ve bilinen klasik formdaki sanatın görünüm alanlarından ayrışan örgütlenmeler kurmuştur. Farklı sanat stratejileri ve güncel sanat yazımı üretmek gerekmektedir ki güncel sanatın kamusallığı etkin bir konumda alan bulsun.Tabi bahsettiğimiz durum dışında günümüzde sanatçılar kendi üretimlerinin maddi karşılığı üzerinde düşünüp ona göre pozisyon almayı tercih etmektedirler. Bu da Türkiye deki güncel sanatın oluşturduğu dilin kisch liğini gün yüzüne çıkarmaktadır. İçeriği boşaltılmış teori ve görselliklerin etkisiz hali de kamusal alanda sadece seyirlik nesnelere dönüşmektedir. Umuyorum ki gelişmekte olan sistem içerisinde farklı kanalların artacağı daha demokratik ve sanatın baz aldığı kalıcı çalışmaların arttığı bir alan mümkün olur. Farkındalık her zaman sistemin karşısında aktif direnişi güçlü kılarak yeni ve daha iyisinin üretimin ön görecektir.

Tarih 23.11.2012

Etiketler: Contemporary Art, Art scene, gallery, museum, biennial