Aperture Sayı 217, Erica Baum, Kelime Oyunu

"Erica Baum basılı kelimelerin büyüsüne kapılıyor. Gazete küpürlerini, eski ciltli kitapları, yarı silik yazı tahtalarını ayıklayarak, günlük hayatın diline yayılmış, beklenmedik şiirselliği ortaya çıkarıyor. Bu materyallere neredeyse bilimsel bir şekilde yaklaşıyor, farklı fakat kesişen, kaynaklarına dolambaçsız bir yol gösteren görüntü serileri oluşturuyor. Sığ bir alanda, yakından çekilmiş bölük pörçük detayları bir hokkabaz edasıyla bir araya getiren Baum, seyircinin görüntüleri kendi çağrışımları ve anıları ile deşifre edebileceği özel bir alan oluşturuyor. Sanatçının çalışmaları, piyano notalarının altındaki şarkı sözleri gibi demode olduğu belirtilmiş bir dilin altını çizip, bu karakteri vurguluyor. “The Card Catalogue” serisi, adını aldığı konusunu ince detayları ile resmeden, o konulara ait bilgileri barındıran fişler topluluğunun ortasında, sadece birkaç konu başlığına odaklanmış olan bir çalışması. Baum’un ellerinde, bu konu başlıkları soyut bir görüş alanında havada duruyor gibi gözüküyor. Sanki dijital çağın öncesindeki kalıntılar gibi.”Untitled” için yaptığı konu seçiminde kısa ve öz olarak bu ilkesini ortaya koyuyor. (Apparations) (1997)

Somut şiirlerin bir hayranı olan Baum, Brion Gyson’ın uyarısı olan “Kelimelerin kendilerine ait yaşam güçleri vardır, sen veya başka kimse onları harekete geçiremez.” sözlerini kabul ediyor. Fotoğraflar ona basılı yazıların maddeselliğine karşı duyduğu derin saygısı ile Gysin’in yok edici metodunu bir araya getirme fırsatını veriyor. Dog Ear serisinde kitapların kıvrılıp katlanmış köşelerini fotoğraflayarak, bu sözel ve görsel özellikleri dahiyane bir tavırla kaynaştırıyor. Differently ve Enfold gibi çalışmaları kenarlar, sayfa numaraları, sıra aralıkları ve yazı tipi gibi fiziksel düzene dikkat çekerken, bir yandan da kurulu metinleri iç sesi düşmüş, anlamlı bir güce çeviriyor. Her kare çerçeveyi çapraz olarak kesen düzenli katlamalar, aslında eski kitaplarda bir işaretleme biçimi olarak kullanılsa da, aynı zamanda minimalizmin usule uygun katılığını anımsatıyor. Baum sıradan objelerin, ağız sulandıran fizikselliğini konuşturuyor. Farklı yapıdaki dokuma kağıtları, zamanın getirdiği sarı tonları, ince sayfaların arasından kanayan mürekkep kalıntıları gibi.

Baum, Naked Eye serisinde kitapların sırtındansa, sayfalarını göstermeyi seçerek karton kapaklı kitapları yan taraflarından fotoğraflıyor. Sayfaları yelpazeleyerek şans eseri, normalde bir arada bulunmayacak görüntüler elde ediyor. Kelimeler kesilmiş ya da kısalmış bir halde, genç yıldızların, bulutların, binaların kesitlerinin düzleşmiş görüntü şeritlerine yer açıyor. Amnesia da canlı bir şekilde boyanmış ve dalgalanmış sayfaların arasında kalmış bir halde gördüğümüz gibi. Başlık ve içerikten yoksun bu ilüstrasyonlar, daha önce katalog anahtar kelimelerinin, yani yerinden edilmiş bildirgeçlerin elinde tuttuğu rolü alıyor. Baum, Flint (2009) ve Clara (2013) gibi eski sinema kitaplarını kurcalayarak, anonim figürler seçiyor. Bu figürler ya sayfanın çerçevesi dışına eğri bir bakış atan ya da dik bakışlarıyla özgüvenli bir havaya bürünüyor. Hikayelerini mutlaka çözülmemiş bir halde bırakarak, kendi kaynağı olan materyallere olan çekimiyle yankılanan bir arzu ağı örüyor. Baum, bu ucu açık araştırmalarla baskı dilinin dokusunun ve nesnelleştirilmiş halinin her geçen yılla, engellenemez bir biçimde solan geleneğini onurlandırıyor."

Kaynak: Aperture issue #217 http://aperture.org/shop/aperture-217-magazine

Yazar: Nat Trotman

Çeviri: Ayşegül Papila