Dört Önemli Çağdaş Sanat Eseri Üzerinden Çağdaş Sanatı Anlamak

Bu yazının esas amacı, dört önemli çağdaş sanat örneği üzerinden, sınırları gittikçe gevşeyen çağdaş sanat olgusunu sorgulamak ve çağdaş sanatın her şeyi kapsayabilen ifade gücünün aslında ‘herhangi bir şey anlatmak zorunda olmamasından’ ileri geldiği savını tartışmaya açmak.

1980 tarihli, Mierle Ukeles’in ‘Touch Sanitation’ isimli projesi için sanatçı, 11 ay içinde New York’taki 8500’ün üzerindeki şehir temizlik görevlisiyle görüşüyor, ellerini sıkıyor ve New York’u canlı tuttukları için onlara teşekkür ediyor. Temizlik görevlileriyle gerçekleştirdiği diyalogları kayda alan ve şehrin 59 temizlik bölgesindeki aktivitesini harita üzerine işleyen Ukeles, bu işi esnasında temizlik görevlilerinin toplantı ve etkinliklerine katılıyor ve projenin sonunda New York Temizlik Bölümü’nün fahri müdürü ünvanı kendisine veriliyor. Ukeles bu çalışmayla ‘kadın kadın’ haliyle erkeklikle özdeşleştirilen bir meslek grubuna organik bir şekilde dahil olarak kadın-erkek ilişkilerine sanat yoluyla önemli bir eleştiri getirmiş oluyor.

1981 tarihli, post-minimalist sanatçılardan Richard Serra’nın ‘Tilted Arc’ isimli mekana özgü çalışması ise, kamusal alandaki sanat eserlerinde söz hakkının kime ait olduğu konusunda birçok soruya sebep oluyor. ABD Hükümeti’nin Manhattan’daki Jacob Javits Federal Binası’nın önüne yapılmak üzere Serra ile anlaştığı minimalist yapı, devasa boyutlarda ve hafif eğik bir demir levha. Plazaya girişi zorlaştırdığı, çalışanları yollarını değiştirmek zorunda bıraktığı ve görüntüyü bozduğu gerekçesiyle kısa sürede yoğun tepki toplayan çalışma, uzun süren bir mahkeme süreci sonunda 1989 senesinde yerinden kaldırılıyor. Serra’nın yaptığı işin mekana özgü olması dolayısıyla başka bir yere nakledilmesini haklı olarak asla tercih etmemesini takiben, yapı şu an üç parça halinde Maryland’de bir depo alanında muhafaza ediliyor. Serra’nın söylediğine göre, bu işi ortaya koyarkenki esas motivasyonu tam olarak da böyle bir mekânsal farkındalık yaratmak. Sanatçı, eserin kaldırılması ile sonuçlanan mahkeme sürecini, ABD hukuk sisteminin mülkiyet haklarını, ifade özgürlüğünün önüne koyuşunun bir kanıtı olarak yorumluyor. İşin oluşturulmasından kaldırılmasına kadar geçen süreç, kamusal alanlardaki sanat nesneleri için hangi karar mekanizmalarının hangilerinden üstün olduğu sorusunu akıllara getiriyor. Tilted Arc’ın önüne kurulduğu plazanın çalışanları da, hayatları bu sanat eserinin varlığıyla doğrudan etkilenen kesim olarak, bu sürecin içinde bir taraf olarak yerini alıyor.

1999 senesinden Suzanne Lacy’nin ‘Hafızanın Derisi’ isimli antropolojik projesi bir diğer önemli çağdaş sanat projesi. Kayıp, ölüm, stigmatizasyon, şiddet ve sivil savaş hikayeleriyle dolu trajik bir geçmişe sahip olan Kolombiya’daki Barrio Antiquia kentinde yaşayan 2000 civarındaki hane, bu trajik geçmişe rağmen gururlu ve çabuk iyileşen bir kültür ve hatırlama algoritmasına sahip. Antropolog Pilar Riaño ve Suzanne Lacy’nin ortaklaşa yürüttüğü bu proje, keder ve şiddet arasındaki ilişkiyi inceleyerek, kaybolmaya yüz tutan birlik hissini tekrar yaratmaya odaklanıyor. Bölgede yaşayanlardan üzücü anıların eşleştirildiği materyalleri toplayan proje ekibi, bu materyalleri bölgede seyir halinde dolaşan bir otobüs-müzede sergiliyor ve otobüse binen kişilerden tanımadıkları bir komşuya yaşananlar hakkında bir mektup yazmaları isteniyor. Projenin sonunda, bu mektuplar rastgele bir şekilde bölgede yaşayanlara dağıtılıyor.  Travma yaşayan toplulukların geçmişleriyle yüzleşememesi dolayısıyla oluşan boşluklardan birini ortadan kaldıran bu proje ile, Barrio Antiquia bölgesine bir miktar da olsa iyileşme ve huzur geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Son örnek ise öncekilere göre daha ‘mutlu’ bir hikayeye sahip. Chicago’dan Brett Bloom, Marc Fischer ve Salem Collo-Julin isimli üç sanatçının oluşturduğu bir inisiyatif olan Temporary Services’ın 2004 tarihli ‘Ravioli Projesi’, sanatçıların bir araya gelip küçük sanat objelerini ve yaratıcı materyalleri küçük, temiz, su geçirmeyen plastik paketlere koyup şehrin çeşitli yerlerine bıraktığı bir proje. Ravioli parçalarına benzeyen küçük paketler, bulan kişilerin düşünme ve yaratma süreçlerini tetiklemeye yönelik. Temporary Services’ın, işlediği konulara dair doğrudan parmakla işaret etmek yerine, kişilerin kendilerinin de dahil olmasını sağlayarak yaratmaya çalıştığı farkındalığa güzel bir örnek teşkil ediyor Ravioli Projesi.

Bu dört örnek, çağdaş sanat eserlerine bakarken unutulmaması gereken noktanın altını çiziyor: Çağdaş sanat işlerinde, içerik ve süreç estetik kaygının önüne geçiyor. Eserden çok düşüncenin kendisinin sanatsal olma özelliği kazandığı çağdaş sanatta, esas gayenin sanatsal olduğu kadar kamusal ve toplumsal olduğu söylenebilir. Bana kalırsa, dolayısıyla, herhangi bir sanat işi/projesi, izleyiciyi düşünülmeyeni düşünmeye veya düşünüleni farklı bir bakış açısıyla tekrar ele almaya itebildiği sürece, başarılı olarak atfedilebilir. Çağdaş sanatın da gücü işte tam olarak bundan ileri geliyor.

Yine de kabul etmek gerek ki, birçok çağdaş sanat örneğinde, eserin yanında bir metin olmadığı sürece, eserin dili çözülmüyor, ve bu durum çağdaş sanattan zevk alan kesimin kapalı bir grup olarak kalmasına sebep oluyor. Unutmamak gerek ki, çağdaş sanatı anlamlandırmak bir süreç. İzleyiciye de, kendini suya bırakıp suyun içinde çırpınarak yüzmeyi öğrenmek kalıyor.