PechaKucha - Ceylan Önalp

29 Nisan Salı akşamı Mixer’de sıradışı bir etkinlik gerçekleşti. Mixer ekibinin 34Solo ile ortaklaşa düzenlediği bu PechaKucha Night İstanbul etkinliğinde, mimari ve çağdaş sanat bir araya geldi. Bu geceyi kaçıranlar geceye katılan mimarların yazılarını Mixer blog üzerinden takip edebilirler. Bu serinin ikinci yazısı Ceylan Önap'ten, faydalı olması dileğiyle...

-Mahallene sahip çık, sanat her yerde!- 

Gün içinde on bin adım veya haftada üç dört gün sekiz kilometre yürümek… İkisinin benim için çok bir farkı yok. Fark eden tek şey, yürürken etrafımda gördüklerim. Gördüğüm her şey benim için yeni bir hikaye; bir binanın değişik mimarisinden tutun da müstakil bir evin kapısının önüne bırakılmış atılacak kutusuna kadar her şey.

Benim için yürüyüş, hem fiziksel hareket, hem de yaşadığım çevreyi tanımak için çok büyük bir fırsat. İşte “Mahallene sahip çık/Sanat Her Yerde” fikrim de böyle ortaya çıktı. Her gün yürüdüğüm, çocukluğumun geçtiği sokaklardaki kimsesiz ve ilgisiz bırakılmış mozaikler bana ilham verdi. 2013 yazında, uzun yıllardan sonra renove edilmeye başlanan bu mozaikler tekrar gün ışığına çıkmış oldular.

Bu yüzden her yürüyüşe çıktığımda bir tanesinin resmini çekmeye karar verdim. Her güne bir mozaik… Aralarında Bedri Rahmi, Ferruh Başağa'nında bulunduğu ülkemizin en yetenekli  sanatçılarının yaptığı eserlerin fotoğrafını çekmek insanda değişik hisler uyandırıyor. İşin en düşündüren yanı, günlük hayatımızın akışında yaşarken fark etmediğimiz, her gün önünden geçip de bakmadığımız şeylerin aslında çok kıymetli birer sanat eseri olması.

Eserler Emlak Kredi Bankası tarafından 1950’lerin sonlarında başlanan bir mimari projenin parçası olarak, birbirini kesen iki sokaktaki binaların cephelerine uygulanmışlar. Bu proje dahilinde 20 dev mozaik duvarlara işlenmiş. İstanbul’un ilk uydukentlerinden biri olan 4.Levent’in mimari dokusuyla uyum içinde tarihe tanıklık etmişler. Yıllar içinde binalar sürekli değişen yaşam tarzlarına uymaya çabalarken, eserlerin kimisi mantolama altında kalmış, kimi bakımsızlıktan neredeyse yok olma sınırına yaklaşmış, ve kiminin üzeri reklam panosuyla kaplanarak kapatılmış. Sadece şanslı olan iki tanesi ağaçlar tarafından çevrelendiği için kurtulmuş olsa da, Nurullah Berk’in bu projedeki tek eseri olan koca bir mozaik duvar mal sahibi tarafından yıktırılarak yerine açılan restorana vitrin yapılmış.

Büyük ustaların ellerinden çıkan ve kıymeti bilinmeyen bu eserler aslında sokak sanatının kamusal alandaki ilk örneklerini oluşturuyor. Ve aslında İstanbul’un bir açık hava müzesi haline gelmesi açısından da büyük önem taşıyor. Çünkü dev mozaikler Cumhuriyet sonrası tarihe şahitlik yapmıştır ve bizim kültürel mirasımızın bir parçasıdır. Bu mozaikler bizlere mimarinin sadece bina dikmekten ibaret olmadığını, aksine bina inşa ederken güzel bir çevre yaratmanın da önemini hatırlatıyor. Güzel bir çevreden benim anladığım sadece yeşil alanlar değil, bu projedeki dev mozaikler gibi detaylar… Hayatımıza nefes aldıran, günlük koşuşturmacaların içinde kendimize “bi’ dur!” deyip, doya doya bakabileceğimiz yanı başımızdaki ‘street art’ eserleri. Street art, yani sokak sanatı mimariyle çağdaş sanatın güncel bir şekilde harmanlanmasından, yaşanmışlıklardan ortaya çıkıyor. Şehrin hayata olan isyanı bir bakıma… Güzel ve yaratıcı bir isyan…

Bu bağlamda, PechaKucha Night İstanbul Mixer Özel etkinliğinde göz ardı edilen mozaikleri ve belki de mimariyle çağdaş sanatın birleşimi olan bu ilk sokak sanat eserlerini izleyenlere gösterme şansım oldu. Benim için baştan sona çok güzel bir geceydi, o kadar mimarın arasında konuşmak beni ayrıca onurlandırdı.

Sanat her yerde, ve sokaklar açık hava müzesi olduğu sürece sokakta hayat var. Yürümeye devam! 

Videoyu izlemek için tıklayın:

https://vimeo.com/95589803

Tarih 17.5.2014

Etiketler: PechaKucha, presentation, sunum, art, sanat, architecture, mimari, mimar