Armando Rabadan

 
 
 
G.D: Sanatını besleyen dış disiplinler nelerdir?
 
Teorik fizik, kara delik termodinamikleri, karanlık enerji, kuantum alan teorisi, çoklu evren teorisi vb. gibi konulara özel bir merakım var. Bunlar üzerine kafa yormak yaratıcılığımı arttırıyor.
 
G.D: Bu konuda biraz daha ayrıntı verebilir misin?
 
Çoklu evren teorisi maddenin kendisi ile birbirine bağlanmış, bizimkinden farklı sonsuz sayıda evrenin var olabilme ihtimali üzerine kuruludur. Kuantum fiziği, aynı anda gerçekleşen, sadece önem atfettiğimiz gerçekliği deneyimleyebildiğimiz “hipergerçeklik”lerden bahsediyor. 
 
Bir sanatçı olarak görüşüm bunların varoluşumuzun bilgisine açılan kapılar olduğudur. Sonsuz bir bütünün parçalarını oluşturduğumuza dair kanıtlar ve evrendeki kaderimizi anlamanın birer yoludurlar. 
 
Kara delikler farklı boyutları birbirine bağlayan tüneller olabilir. Bütün bu bahsettiğim alanlar modern bilimin alanına giriyor. Bana göre bugünün anlayamadığımız konuları gelecekte deneyle kavranabilir bilim alanları olacaklar.
 
G.D: Biraz da teoriden pratiğe geçelim… Günümüz sanat dünyasında sanat eserlerinin alım ve satımı yapılabilen birer ürüne dönüşmesi söz konusu. Bu durumun sanatçının özgürlüğünü etkilediğini düşünüyor musun?
 
Bence sanatçı yaşamak durumunda kaldığı çağdan bağımsız olarak her zaman özgür oldu. Sanatçılar zamanın tanıklarıdır. Günümüzde sanat eserine değer biçen sanat piyasası ve para, sanat eserinin kendi kalitesinden daha da geçerli olan tek şey. Bununla beraber şu anki düzen, başkaları tarafından eleştiriye açık işler üretilebilmesi bakımından sanatçıları bir nebze özgürleştiriyor bile denebilir, eskiden bu durum böyle değildi. Şimdi sanatçı bazı kitleleri karşısına alacak şekilde işler üretebiliyor. Sanatçı kendisi için özgürlüğün ne anlama geldiğine kendisi karar veriyor. Bence bu neredeyse bir yüzyıldır süregelen büyük bir avantaj.
 
G.D: Günün hangi saatlerinde çalışmayı tercih ediyorsun? Ve hangi sebeplerden dolayı?
 
Sükunetten dolayı geceleri çalışmayı tercih ediyorum. Zihnim daha hızlı ve açık oluyor.
 
 
Sanatçının atölyesinden bir kare
 
 
G.D: Sanatçıların atölyeleri ve dış dünya arasında deneyimlenebilecek bir takım problemlere rastladığın oldu mu?
 
Sanatçı gidip görebileceğimiz gerçek bir yer olan atölyesinde işlerini üretir. Sanatı bize onun kişiliğini ve yaşadığı zamanı gösterir. Fakat sanat piyasası bir eserin değerinin birisinin O’na ödemeyi tercih ettiği parayla ölçüldüğü, belki de hiç varolmamış zahiri bir yerdir. Sanat dünyası ve onun piyasasının dünyasının gittikçe birbirinden ayrıştığına inanıyorum. Sanatçı sadece atölyesine aitken, sanat eseri bu iki dünyaya da ait oluyor. 
Malzemeler dışarıdan satın alınıyor olsa da.
 
G.D: Sence sanat dünyasını daha iyi yönde değiştirmek isteseydik neleri değiştirmeliydik?
 
Bence herşey zaten değişiyor. Ama görülecek bir sonraki değişiklikler ‘sanatçı’, ‘sanat eseri’, ‘galerici’, ‘galeri’, ‘küratör’, ‘müze’, ‘sanat piyasası’ gibi kelimeleri algılama şeklimizi etkileyecek. Aslında bu şimdiden gerçekleşmeye başladı. Gelecekte bunların anlamları aynı olmayacak.
 
Galeriler adım adım sanatı herkese ulaştırmanın önemini kavrıyorlar. Sosyal medya da sanatçıların kendini sunma biçimini etkiledi. Alıcı ve sanatçı giderek daha da yakınlaşıyor. Koleksiyoner daha çok karar verme gücü kazanıyor. 
 
Gelecekte internet, sanat dünyası üzerinde mutlak bir güç kazanacak. Şu anda bir çok konuda sahip olduğu gibi.
 
G.D: Sizce sanatçının üretimi sadece işleriyle mi sınırlı kalıyor, yoksa yaşam stiline ve çevreyle olan ilişkisine etki ediyor mu?
 
Bence dahi insanların varolduğu zamanlar geldi geçti. Jeff Koons örneğinde de gördüğümüz gibi sanatçılar kendi çevrelerinde büyük markalar kurmaya başladılar. Sanat eserinin tek bir seferde bir topluluğun üzerindeki etkisi sanatçıdan daha fazladır. Richard Serra veya Anish Kapoor'un halka açık yerlerde sergilenen eserlerinde olduğu gibi. Bence bunun olmasının sebebi günümüzde sanat hakkındaki her şeyin anlamının değişiyor olmasıdır. Örneğin, artık bir resimden bahsederken iki boyutluluktan bahsetmiyoruz.