Arzu Eryılmaz | Koleksiyoner Röportajı

Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

39 yaşındayım, avukatım. Moda’da yaşıyorum. Hayatta en sevdiğim şeyler seyahat etmek, sanat, bir de keyifle yemek ve içmek sanırım.


Sanatı hayatınıza nasıl dâhil ediyorsunuz? Takip ettiğiniz sanatçılar, galeriler veya müzeler varsa biraz bahsedebilir misiniz?

Kendimi bildim bileli sanatın neredeyse her dalına karşı çok büyük sempatim var. Özellikle çağdaş sanat alanında Türkiye ve dünyada ne kadar kaynak varsa mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Artsy, V&A Museum, Moma, Guggenheim, Tate Modern’in yayınları, Türkiye’den de Istanbul Art News ve Artfull Living keyifle takip ettiklerimden. Ayrıca İstanbul Modern’in ve Spot Projects’in seminer programlarına katılmaya çalışıyorum. Ancak 2013 yılında ziyaret ettiğim Art Basel sanat fuarının yeri bende başka. Artık başta Londra olmak üzere her yurt dışı seyahatimde galeri ve sanat müzesi gezmeye çalışıyorum. 

Galeri açısından ise belli bir adresim olmasa da daha çok küçük galerileri desteklemekten yana bir yaklaşımım olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası bu konuda son 3 senedir arkadaşım Saliha Yılmaz ve ekibi ile zevkle yaptığım ve her seferinde İstanbul’da farklı bir rotada gerçekleşen Artwalk’lar ile adını bile duymadığım bir sürü galeriyi öğrenme fırsatım oldu.

Takip ettiğim sanatçılardan, Yaşam Şaşmazer, Çağrı Saray, Erdal İnci, Sena, Meltem Sırtıkara, Mustafa Albayrak,  Ayşegül Karakaş, Genco Gülan, Nur Gürel, Furkan Nuka Birgün, Cins, Halil Vurucuoğlu, Ayşe Topçuoğulları, Eylül Ceren Ersöz’ü sayabiliriz.


Satın aldığınız ilk sanat eseri ne idi? Hikâyesini çok merak ediyoruz.

Klasik anlamda satın aldığım ilk sanat eserim dövmesini de üzerimde taşıdığım İranlı bir hattata ait. Sonrasında Tuncay Şevketoğlu’nun bir Galata köprüsü tablosu takip etti.
Bir tablo veya baskıyı koleksiyonunuza dahil etmek istediğinizde dikkat ettiğiniz, sizin ilginizi çeken özellikler ne oluyor? 
Açıkçası bende uyandırdığı duyguya bakıyorum. Onun dışında tarzını beğenip keyifle takip ettiğim sanatçılar var, bir kere o duyguyu yakalayınca her eserinde kendinizden bir şey bulabiliyorsunuz.
 

Mixer Editions ile tanışmanız nasıl gerçekleşti?

2013 Aralık’ta Saliha Yılmaz ile yaptığımız bir Artwalk İstanbul turunda Mixer ile tanıştım. Galeri o zaman Tophane’deydi, sergi gezerken içeride edisyon bölümünde duvara asılı bir resim beni etkiledi, Ko Machiyama adlı sanatçının “İstikamet” isimli eseriymiş. O günden beri herhalde edisyon satın alma amacıyla en çok kullandığım platform da Mixer oldu. Bunda Mixer ekibinden Serhat Cacekli’nin de pozitif etkisi vardır, sağ olsun bütün siparişlerimi son dakika olanlar dahil, özenle hazırlayıp her seferinde bizzat kendisi elden teslim etti.


Edisyonlu baskılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sanatçıya ve koleksiyonerlere ne tür avantajlar sağlıyor?

Edisyonlu baskılar sanatı ulaşılabilir kılmak noktasında çok önemli. Ayrıca yerli ve yabancı birçok yeni sanatçıya da ulaşma imkânı veriyor.