Burçak Bingöl

Printed’16’da gösterdiğiniz fotoğraf, New York’taki bir konuk sanatçı programında çalışırken gerçekleştirdiğiniz bir projeden. Bu işin hikayesinden biraz bahsedebilir misiniz?

2006 yılında New York Hunter College’da misafir sanatçı olarak 8 ay çalışma fırsatı bulmuştum. Bu dönemin sonunda da ilk kişisel sergimi oradaki seramik bölümünün sanat galerisinde gerçekleştirdim.
Bu sergi aslında benim seramik malzemeyle olan ilişkimin de şekillendiği, bugün de üzerine düşündüğüm ve ürettiğim konuların belirdiği bir dönem oldu. Bunlardan birisi de bu malzemenin talep ettiği kusursuzluk fikrinin yeniden düşünülmesiydi. Kusuru nasıl tanımlıyorduk? Kusursuzluğun peşine düşmektense onu kabullenmeli miydik? Kabullenmenin yolları neler olabilirdi?
‘Broken-city’ New York şehrinin sokaklarında oluşturulmuş, bir seri mekana özgü performatif bir yerleştirme serisi.  Serinin fotoğraflarından biri olan bu çalışmada kırık seramik parçalar New York’la özdeşleşmiş bir sokak eşyası olan çöp tenekesine mıknatısla tutunuyor. Çeşitli nedenlerle kırılan ve atık kutusunda biriken “kusurlu” kırık parçalar, altlarına her birine özel yapılan minik kaidelerle küçük hayalkırığı anıtlarına dönüşüyorlar. Küçüçük bir kara parçası olmasına rağmen dünyanın her köşesinden insanı tıpkı mıknatıs gibi kendine çeken Manhattan adası, sonsuz çeşitlilikte insan, hikayeyi ve tabii ki hayalkırıklıklarını da içinde barındırıyor