Burçak Konukman

Mixer sanatçılarından Burçak Konukman ile kabul edildiği ‘Kultur Kontakt Austria KKA Konuk Sanatçı Programı’ kapsamında Viyana’da geçirdiği üç aylık dönem üzerine sohbet ettik. 

 

 Kultur Kontakt Konuk Sanatçı Programı’na nasıl başvurdun?

 Geçen yılın haziran ayı başvuru için son tarihti. Kultur Kontakt Avusturya Konuk Sanatçı Programı’na ve 2013 Henkel Orta ve Ortadoğu Avrupa Sanat Ödülü’ne birlikte başvurdum. Jürinin değerlendirmesinden sonra Kasım ayında kabul edildiğimi öğrendim. Kendi programıma uyan nisan-mayıs-haziran dönemini seçtim.

 Programa kabul edildikten sonraki süreç nasıl gelişti?

 Öncelikle İstanbul’daki programımı düzenledim. Bir kere Ekim ayından Nisan ayına kadar hiçbir sergi projesine katılmama kararı aldım. Enerjimi ve merakımı Viyana’ya sakladım diyebilirim. İnsanın eline her zaman böyle bir fırsat geçmiyor. Katıldığım bu programda benim dışımda iki sanatçı daha vardı; aynı evi ve atölyeyi paylaştık. Atölyemiz Viyana’nın ikinci bölgesi Schwedenplatz’da, çok merkezi ve geniş bir mekandı. Performans pratiği ile ilgilendiğim için büyük odayı ben aldım ve diğer sanatçılar anlayışla karşıladı. Üç ay sonunda KKA ofisinin de yer aldığı Gallery Art Point’te çalışmalarımız ile ilgili bir sunum gerçekleştirmemiz gerekiyordu. ‘Sergi’den çok ‘sunum’ kelimesi kullanılıyordu. Açıkcası sunum mantığı, çalışmalarımı üretirken beni rahatlatan bir faktör oldu. Programın sergi yapmaktan öte sanatçıların üretim sürecini izleyici ile paylaşmak üzerine kurulu bir yapısı vardı. Bu sayede daha fazla insanla çalışma fırsatını yakaladım ve araştırma sürecini uzun tutabildim.

 Programa dahil olduktan sonraki süreçte yapmak zorunda olduğun şeyler var mıydı? 

 KKA tarafından belirlenen gün ve saatlerde bazı resmi toplantılara katılmak durumundaydık. Başka ülkelerdeki projelere eş zamanlı olarak katılmak, aylık aldığınız sanatçı bursunuzun kesilmesine neden olabiliyordu. Bu yüzden vaktimizi Viyana’da veya Avusturya’da geçirmemiz bekleniyordu. Tabii sanatçıların devam eden birden fazla projesi olabiliyor. Zaten günümüzde projeniz yoksa işsiz kalıyorsunuz. Ayrıca KKA sayesinde müzelere ücretsiz girebiliyorduk. Bu yüzden ilk ayı genel olarak müzelerde ve galerilerde geçirdim. Zamanı kullanmak tamamen sanatçının sorumluluğundaydı. Sanatçının özgür bırakılma hali sanat üretimine dair düşüncelerimi baya bir değiştirdi ve geliştirdi. Zaten şehre biraz hakim olunca sanat algısının İstanbul’dan ne kadar farklı olduğunu görüyorsunuz.

 Kultur Kontakt Residency Programı’nda yaptığın projeyi anlatır mısın?

 2011’de İstanbul’da katıldığım “Yıkım” sergisi için İngiliz punk grubu Sex Pistols’ın “Anarchy in the UK” şarkısını uyarlamıştım.Çalışmalarımda yardımcı bir öğe olarak zaman zaman “müziğe” de yer veriyorum. Viyana’da “Artist Guide to Popularity” bu bağlamda müziğin ve sözlerin ön planda olduğu bir süreç değerlendirmesi idi. Kendi yaptığım versiyonda ise müziğin büyük bir kısmına sadık kalarak bu “popüler” olma durumunu sanatçıların günümüz sanat üretimi, konuk sanatçı programları, jüri-network bağlantıları üzerine tekrar yorumladım. Networkler, fonlar, sanatı destekleyen kurumlar, sponsorluk ve bunun gibi bir dünya şey hala bir muamma benim için. Ben birçok ödüllü yarışmaya veya programlara başvurmayı loto oynamaya benzetiyorum. Sanatçı olmak da öyle bir şey değil mi?

 Viyana sonrası İstanbul’da ne yapmayı planlıyorsun?

 “Bern University of Arts Contemporary Performance Art Practices”te yüksek lisans programına başvurdum ve kabul edildim. Burs bulabilirsem çalışmalarımı İsviçre’de sürdürmeyi düşünüyorum. Bu zamana kadar birçok farklı projede çeşitli çalışmalarım oldu. Kişisel bir serginin zamanının geldiğini düşünüyorum. Uygun bir mekan ve bütçe bulabilirsem çalışmalarımı toparladığım kişisel bir sergi yapmak istiyorum. Konsepti ise, o da sürpriz olsun :)