Christian Raetsch

Birşeyler yaratmak zorunda olduğunu hissettiğin ilk zamanı anlatır mısın?

Joseph Beuys’un dediği gibi herkes bir şekilde sanatçıdır, ben de bundan yola çıktım. O zamanı büyük babamın bana verdiği ilk kamera ile başlayarak anlatmak daha romantik bir seçim, buna girmeyeceğim. Ailede profesyonel anlamda sanatçı kimliğini taşıyan ilk kişi benim. Tabii ki büyük babam bir ressamdı; fakat profesyonel olarak ilgilenmezdi, onun için ressamlık bir hobiydi. Yani aileden gelen bir yaratıcılık kökenimin olduğu doğrudur ama o ilk hissettiğim zamanı hatırlamıyorum. Hatırlamama nedenim belki de işlerimi kendim yapmaya başladığımdan beri içimde gelişen yaratıcı olma hissidir.

Çalışmalarını üretirken tercih ettiğin bir zaman var mı? Ya da çalışmalarının üretim aralığı zaman olarak nedir?

Değişiyor. Normalde çalışmalarım planlama, yapım, konsepti kurma ve görsel fikri ortaya çıkarma gibi adımlarla oluşuyor; fakat fotografik işlerimin yapımı sadece bir kare çekimi ile oluşuyor ve bittikten hemen sonra yok oluyorlar bu nedenle yapım aşaması çok kısa sürmek zorunda. İstanbul’da, Maumau’daki sergimde yaptığım, bu yaratma ve yapım sürecini göstermek için bir yol bulmaktı. Bu nedenle bu yapım aşamalarından birini kurdum ve bu çalışma alanda sergi boyunca durdu. Komik olan ise, çalışmam her zaman yıkılmak ya da kendi kendini istedi. Bu şekilde hayat buldu, bana tepkileri yüzünden. Bu şekilde benimle konuştuğunu görmek nedense hoşuma gitti.

Bu seçimin çalışmanın ömrünü, kariyerini ve de seyirciyle olan ilişkini nasıl etkiledi?

Haha, bilmiyorum. Patronuma ve seyircilerime sorun lütfen, ben gayet memnunum.

Nasıl bir yaratıcılık sürecin, rutin ya da ritüelin var?

Araştırma yapmak gibi örneğin. Bazen yeni materyaller araştırırken bilgisayarın başında saatler geçiriyorum; ama aynı zamanda dışarı çıkıyorum, sadece izliyor ve fotoğraf çekiyorum. Belirli bir rutinim ya da ritüelim yok. Her zaman çalışan bir sanatçı çoğu zaman bunu biliyor olur; ama bazı zamanlar kendisi bile farkında değildir.

Şu ana kadar henüz içinde bulunmadığın ama takip etmek istediğin yaratıcı mecra hangisi?

Gerçekten soruyor musun bu soruyu? Bilmiyorum, kim bilebilir ki? Bu her zaman bir süreç. Resim yapmaya hiç başlamadım mesela ve hiçbir zaman başlamıycam, bunu burada söylüyorum. Fakat belki de 40 senede yüzyılın en önemli ressamlarından, ha ha bir bakalım… yok hayır gerçekten bilmiyorum.

Görselleştirme metotların neler? Bir sanat nesnesi yaratma süreci nasıl başlar?

Sanat akademisinde alman eğitimi de aldım. Yani normalde önce düşünme, sonra planlama, modelleme, çizme ve sonra yaratma şeklinde gidiyor. Fakat ben bu klasik yolu ya da rutini hep yıkmaya çalıştım. Bazen sadece etrafa bakındım; bir renk, materyal ya da yapı buldum, üzerinde çalışmak için almak istedim. Hemen bir şeyler yaratmaya başladım, üstünde çok fazla düşünmeden. Üzerinde çalıştığınız konsepte göre her zaman farklılık gösterir. Bazen yapmak ve başarmak istediklerinle ilgili net bir planının olması da güzeldir; fakat bazen hiç bir şey bilmeden, bir planının olmadan çalışmak da kendi içinde bir konsept oluşturur.

Eleştiri / geri bildirim sever misin yoksa kendin mi çözüm ararsın?

Evet, severim tabii saçma değil, yapıcı bir eleştiri olduğu sürece. Daha çok minimal çalışırım, bazen çalışmalarım seyirciye sakin ve açık gelir. Bu konuda bazen çekincelerim oluyor; fakat bir geri bildirim çoğu şeyi hallediyor, işte sevme nedenim bu. Sanatım hakkında herkesin bir düşüncesi ve görüşü var. Bazıları gerçekten benim anladığım gibi anlıyor, bazıları da hiç anlamıyor- ki o da güzel, benim için problem değil- ve bazı insanlar da çalışmalarımdan politik, romantik ve benzeri yönler arıyorlar. Onları dinlemeyi seviyorum. Dinlemeyen sanatçı benim için iyi bir sanatçı değildir. Sanat ne için? Sadece sanatçı ya da küratör için mi? Tartışma ya da izleyici olmadan sanatçı nasıl olur? Gördünüz mü? Tamam diğer soru, şimdi her şey açık.

Stüdyoda çalışmalarından ya da kendinden sıkıldığın zaman, ne yapıyorsun?

Biraz bohem ve kibirli gelebilir; eğer bir şey üzerinde çalışıyorsam ve bana göre olmuyorsa, bırakırım. Çizim defterimi alıp bir şeyler çizerim; ama eğer onları da beğenmezsem tekrar bırakırım ve çalışmalarımla alakalı hiçbir şey yapmam. Bazen tekrar düzenlemem haftalarımı alıyor, ama aldırmıyorum. Öncelikle işlerime aşık olmam gerekiyor. Bir şeye aşık olmak için zorlayamazsınız, bu tamamen birbirinizi tanıma ile ilgili. Bu size banal, romantik ya da klasik gelebilir. Biriyle tanışmak ve flört etmek gibi…Bir aradan sonra tekrar işe başlamak o işin iyi olmasını sağlar.

Klişe olduğu kadar da zor bir soru: sence sanat toplumumuza ne katıyor?

İnsanların benden, enstalasyonlarımdan ya da fotoğraflarımdan etkilenmeleri çok hoşuma gidiyor. Beyinleri etkileşime girdiğinde onlar da canlanıyor. Süpremastik fikirler beni her zaman etkilemiştir; sanatçıların, manifestolarını ortaya koyuş biçimleri. Her zaman için- ki sanırım hala da öyleyim- görselleştirmenin kökenine inmeye çalıştım. Şekillerin, çizgilerin ve renklerin basit terim bilgisi. Ve bence bu konu bizim neslimiz için hala oldukça önemli. Etrafımız bir görsel ‘aşırılık’ ile çevrili; o zaman insanları ve izleyicileri her şeyin temeline döndürmeye çalışmanın –çizgiler, şekiller, renkler- onlara bu şekilde yeniden öğretmeye çalışmanın neresi yanlış? Belki hepimiz bir şekilde bunu kaybetmişizdir. Mondrian, Laszlo, Moholy-Nagy, Malevich vs. bunların işlerini gerçekten çok seviyorum. Onların işlerini izlerken gözlerim bir şekilde rahatlıyor ve etrafımda olan bitenden bir an olsun uzaklaşabiliyorum.

Kurduğun konsept, işlerinin algılanmasında nasıl etkili oluyor?

Konsept oldukça etkili, hatta çoğu zaman her şey onunla ilgili oluyor. Aslında benim konseptlerim genelde algıyla ilişkili oluyor. Fotoğraflarım için hazırladığım enstelasyonlarımı tüm yapım aşamasıyla, çizimler ve resimlerle karşılaştırmayı seviyorum. Genellikle şekilleri, renk sahalarını, yapıları ve arka planları oluşturmak için günlük malzemeler ve ambalaj kutularını kullanıyorum, ve çizgileri çizmek içinse renk bantları. Yani aslında fotoğraflarımda gördükleriniz biraz da soyutun yeniden yorumlanmış, minimalist ve süpermatist birer tablo. Dolayısıyla işlerimi anlamak ya da onlara kendi anlamlarınızı, vizyonunuzu ya da hikayenizi yüklemek size bağlı. Sorunuza dönersek; oldukça büyük bir etkileşim söz konusu.