Elif Erkan

Öncelikle bize kendinden bahseder misin? Elif Erkan kimdir? Sanatını nasıl tanımlıyorsun?

Şu anda, Brüksel’de yaşayan ve çalışan, bir Alman/Türk sanatçıyım. Açıkçası işlerimde “sanatı” nerede konumlandıracağımı bilemiyorum. Diyebilirim ki, nesneleri ve heykelleri seviyorum.

‘Haagen Dasz’ isimli, mavi bir halının üstünde alçıdan katlanmış eşofmanların olduğu işindeki gibi depresyon ve kriz anlarına odaklanan işler üretiyorsun. Bu gibi olumsuz duygu durumları sana ne ifade ediyor?

Pek çok filmde insanların melankolik/depresif bir şekilde eşofmanlarını giyip dondurma yerkenki hallerini görebiliriz. Bu kendi isteklerimize düşkünlüğümüzü gösteren ve oldukça fazla tekrarlanan bir popüler kültür imajıdır. Katlanmış eşofmanlar bir rahatlık ve rahatsızlık potansiyelini gösteriyor. Mavi olmasıyla ve abur cuburla ya da sporu çağrıştırmasıyla da bunu destekliyor. Doğrusu, insanlardan daha çok nesnelerin taşıdığı potansiyeller ilgimi çekiyor.

Ek olarak ‘Haagen Dasz’ ve ‘Cheat-Oh’s’ isimli işlerinde rahatlık veren abur cubura ve olumsuz durumlara odaklanıyorsun. İnsanın bu tekrarlayıcı tavırları neyi temsil ediyor?

Dünyadaki insan kadar farklı tekrarlayıcı hareketler vardır. Bu çalışmalar daha çok belirli anlarda değişik kullanımlara çevrilebilen nesnelerin ve böylece insani davranışlarında dondurulmuş zaman kareleridir.

‘Plate Pieces’ isimli işinde seramik tabakları yerde kırıyorsun ve ardından kırık parçaların kalıbını alıyorsun. Bu çalışma bir dönüşüme ve yenilenmeye işaret ediyor. Bunun hayatlarımıza bir göndermesi var mı;  günümüzde br şeyi kırıp yeniden onarmak mümkün mü?

Dönüşme ve yenilemeye göndermesi kırılmanın olağandışı bir olayı işaret etmesindendir. Bu çalışmamda yine popüler kültüre ait bir imge referans olarak kullanıldı. Kadınların delirip tabakları parçalamasına dizilerde ve filmlerde sık sık rastlanır, değil mi? Yunan düğünlerinde ve hatta bir potlaçta... Bunlar belli bir kriz potansiyeli olan bir anın üstesinden gelmek ya da kovalamak için yapılmış performanslar. Kendime eylemlerin nasıl nesnelere kayıt edebileceğini ve bir objenin hareketin taşıyıcılığını nasıl yapabileceğini soruyordum. Yani bir şeyi kırmak mı yoksa tamir etmek mi günümüzde daha kolay bilemiyorum. Bu sorunun cevabını oldukça açık bırakmak istiyorum.

2013’ te ‘Warm Comfort’u gerçekleştirdin.  Amyant  tabakalarının istiflenip duvara asılmalarıyla gerçekleşmişti. Bu çalışmanın “psikolojik baskı” anlamı içerdiğini söyleyebilir miyiz?

Özellikle o iş için kullandığım malzeme, yalıtma ve izole etmek için üretilmiş ve böylece aslında var olmayan bir alanın doldurulmasını sağlamak konusunda başarılı bir malzeme. Mineral yün ve cam yün kullanılması zor ve pis malzemeler... “Psikolojik baskı” düşünceleri aklımdayken bu malzemelerle çalışmanın uygun olacağını düşündüm.

Mixer ArtLab’ daki çalışmanda esas olarak ‘Alman Mühendisliği’ne odaklanıyorsun. Bununla ne demek istiyorsun? Kullandığın malzemelerin ve önceki çalışmalarındaki insan duygularının olumsuz yönlerine odaklanman nasıl bir bağıntı içinde?

Bu çalışma için kullandığım bütün malzemeler inşaat malzemeleri. Alman Mühendisliği ismi, 2011’ de İstanbul’ a konuk sanatçı programıyla gelmiş arkadaşlarımın deneyimlerinden geliyor. Resim yapmak ya da tatlı bir heykel yapmak yerine devasa sarı bir beton merdiven yaptıklarında izleyiciler onların sanatçı olduklarını anlayamamış. Mühendis olduklarını düşünüp bu merdiveni Alman mühendislerinin bir çalışması sanmışlar. ‘Alman Mühendisliği’ kavramıyla ilintili bu mizah hoşuma gitti ve beni profesyonelleşmenin ne olabileceği konusunda, dahası ‘depresif Alman’, ‘mükemmelliyetçi Alman’, ‘faşist Alman’ gibi klişeler konusunda düşünmeye sürükledi.

Gelecek planların nelerdir? Önümüzdeki aylar için planların var mı?

Yakında Los Angeles’a taşınacağım. Oradaki deneyimlerimin işimi nasıl etkileyeceğini görmek konusunda çok heyecanlıyım.
 

Elif Erkan'ın ArtLab sürecinde ürettiği tüm işlerini görmek için tıklayın: http://mixerarts.com/elif-erkan