Gözlemlenir Gerçekler / Sergi röportajı

                                   

Mutlu Aksu

Doğal ve hazır nesneleri bir araya getirerek oluşturduğunuz hücre kültür kabı, yosun yerleştirmenizde hangi parametrelere odaklandın?

Doğal sürecin kendi sistematik yapısı içerisindeki çoğalma süreci ve müdahale edilen sürecin doğallığından uzaklaşma ve yapaylaşma evresi odak noktasını oluşturmakla birlikte, bu ikilem üzerinden çoğalmak ve çoğaltmak gibi sürecin uğradığı değişimi görünür kılmayı amaçlamaktadır.

Doğa ve sanat arasında kurduğunuz ilişkiyi açıklar mısın?

Doğa ve sanatın arasındaki ilişki aslında çok eskilerden bugüne kadar gelen bir ilişkiye dayanıyor. Sanatın zaman zaman değişen üslubu ve algısıyla birlikte aradaki ilişkinin ifade biçimi de değişmiştir. Çalışmalarımdaki doğa ve sanat ilişkisi de aslında bu değişimle birlikte birazcık daha doğanın güncel sorunlarına odaklanarak, doğanın ilham veren yapısı dışında kendi gerçeklikleri, problematikleri üzerinden kendi sanat pratiğim aracılığıyla ve sanatın da kendi görünürlüğü içinde ifade etmek yatıyor.

Eren Bayrak

Fotoğraftaki görüntü ile yeniden üretilen görüntü arasında nasıl bir ilişki kuruyorsun?

Fotoğraf zaten başlı başına sürekli olarak kendini yeniden üreten imgeler silsilesi olduğundan, bu kendini yeniden üreten imgeleri tekrardan farklı etkileşimlerle manipüle edip yeniden üreterek imgeyi orijinal bağlamından çıkarmak , aslında fotoğrafın başından beri özgün bir bağlamı olmadığını, işlevinin görünümler yaratarak yanılsamalar oluşturmak olduğunu gösterir.

İşlerinizde daha çok grafik altyapısı olmasındaki temel durum nedir?

Grafiğin estetik değerleriyle özellikle yağlı boyanın estetiği arasında bir parallelik görüyor ve işlerimde de bu benzerlikten yola çıkarak, ortaya ironik bir durum çıkarmaya çalışıyorum,  işlerimi bu ironinin etrafında oluşturuyorum.

Irmak Canevi

Taşıyıcı duvar: Yansımalar adlı enstalasyonun ? Üretim sürecinizi anlatabilir misiniz, bu yaratıcı süreci neler besliyor?

Gözlemlenir Gerçekler sergisi için hazırladığım duvar yerleştirmesi, 'Taşıyıcı Duvar: Yansımalar', orijinal şekliyle duvara çivi çakmak suretiyle kurduğum 'grid' yapılarının bir türevi. On altı parçadan oluşan modüler bir yapıya sahip bu yapı gerektiğinde sökülüp taşınabilen ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir tür heykel olarak da tanımlanabilir. Yapısal olarak taşıyıcı bir işlevi olmasa da ön ve arka yüzlerindeki envanteri tutmak üzere tasarlanmış bir askı ve raf sistemi olarak taşıyabilen bir yapı 'Taşıyıcı Duvar'. Duvarın ayna kaplı ön yüzünde çocuksu ve neşeli bir koleksiyon asılıyken iç mekan görselleri ile kaplı arka yüzü politik gündemin ağırlığını içselleştiren orta yaşlı sanatçının kararmaya yüz tutan iç dünyasını yansıtsın istedim. Sembolik değere sahip obje ve görsellerden oluşan bu iki farklı koleksiyon bir taraftan naif ve tasasız diğer taraftan oldukça endişeli iki farklı psikolojiyi anlatıyor seyirciye. Diğer 'grid' işlerimde olduğu gibi zaman içerinde biriktiğim çeşitli malzemeler 'Taşıyıcı Duvar'ı delip geçen çubuklar üzerinde kurgulanalarak bir tür otoportre olarak da tarif edebileceğim bu yeni anlatının yapı taşlarını oluştuyorlar. Olmazsa olmaz bir prova sürecinden sonra taşlar yerine oturduğunda eser tamamlanmış oluyor ve seyirci ile buluşuyor.

Cumhuriyet Çizimleri serinizde gündemi kendi katmanlarınızla filtreleyip izleyiciye aktarıyorsun. Fikirsel anlamda bu döngü nasıl oluşuyor, neler seni tetikliyor?

Gazeteden kestiğim metin ve görsel küpürlerini kaynak olarak kullandığım bir çizim serisi Cumhuriyet Çizimleri. İlk bakışta 'Taşıyıcı Duvar'ın aydınlık ön yüzünde gezinen oyunbaz sanatçının işlemleriyle dönüştürülmüş ve başlangıç noktasından uzaklaştıkça soyutlaşmış bir dizi renk ve şekil aranjmanı olarak tarif edilebilir bu çizimler. Ancak gazetenin ilk harfi olan 'c' harfinin üst üste yığılarak ağırlaştırılması veya gösteri yapan bir grubun fotoğrafında koşan insanların yalnızca ayaklarının resmedilerek harekete geçme eyleminin ön plana taşınması gibi sembolik bir takım tercihlerin de yeri önemli bu soyutlaştırma egzersizinde. 'Hava Kurşun Gibi Ağırdı' metninden yola çıkarak yapılan bir başka çizimde 'hava' kurşun kalemle şiddetle karalanıyor örneğin veya Sur kentindeki yıkımın görüldüğü bir fotoğraf tekrar tekrar kesilmiş, yapıştırılmış, tekrar katlanarak parçalanmış bir kolajın baskısına dönüşüyor. Dolambaçlı bir o kadar da eğlenceli işlemlerle dönüştürülen kaynak metin ve görseller birer reprodüksiyon olmanın ötesinde hayal gücüne fırsat veren alanlarda yeniden kurgulanmış oluyorlar.  

Özcan Saraç

Kavramsal bir sanatçı olarak yeni medya tekniklerini kullandığını görüyoruz. Dijital platformu kullanırken izleyici ile eser arasında bağ kurmanın, çağdaş sanat kapmasında senin için önemi nedir?

Araştırdığım konulara paralel olarak, teknoloji gibi pozitif evrimin sembolize edinilebileneceği bir aracı kullanmak, izleyiciyi, oluşturmayı amaçladığım işbirliksel düşünce alanlarında yaratıcakları düşünceler için etkin ve canlı olarak sadece deneyimlenen değil, aynı zamanda aktif olarak kullanılabilenecek bir teknik olarak gördüğüm için, yeni medyanın güncel ve hatta zamansız konuları incelerken dijital platformun evrim alanında sunabiliceği olanaklar açısından önemi benim için büyük.

Gözlemlenir Gerçekler sergisindeki işlerinde yürüttüğün yöntem ve süreçlerden bahsedebilir misin?

 Matematik dünyasında önemli bir yeri olan, bilinen biyolojik alt yapıların algılamayacağı kadar büyük ve uzun asal sayı keşfinin, sergi boyunca 5 adet bilgisayar ve yazılımları tarafından eş zamanlı olarak hesaplanacağı algoritmik düzene tanıklık edilirken, aynı zamanda görsel ve ses yerleştirmelerin de bilginin sonsuz boyutunu temsil eden 22,338,618 basamaktan oluşan, son olarak 2016 yılında keşfedilen, 2^74,207,281-1 asal sayısının grafiksel olarak formlarının aktığı video yerleştirmesinde, algılanabilmesi için gerekli olabilicek teknolojik fikirleri temsil eden bu data, bilgisayar kodlaması aracılığı ile sese donüştürülmüş ve dolayasıyla bilginin algınabilirliği, verinin format degiştirilerek kompres edilmiş ses dosyası versiyonu insanın algısal olarak somutlaştirabileceği bir formatta deneyimleniyor.

Bir önceki sergide kromozomlarla ilgili bir çalışma yapmıştın. Gözlemlenir Gerçekler sergisindeki çalışmanda farklı olarak izleyiciyle buluşmadan önce geçen düşünsel süreçlerden bahsedebilir misin?

 DNA yapımız da aynı asal sayılar gibi, evrenin yani sistemin dili olan matematiksel bir denklemin sonucu oluştuğunu düşünürsek, insanın gündelik hayatında kendi yarattığı illüzyonel kavramların zararına uğrarken, bulunduğu sistemden koparak, kendi sonunu getiricesine algısal altyapısının geçerliliğini yitirdiğini gözlemliyorum; bu nedenle süreç içerisinde düşüncelerim insanın büyük resme çektiği perdeyi kaldırması gerektiği ve nesnel, mantıksal düşünceler üzerine yoğunlaşma ihtiyacı olarak gelişti.  

Önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirmeyi düşündüğün farklı projelerin var mı?

Kişisel ve karma sergilerde yer almak üzere şu an ürettiğim bazı projeler var. Gözlemlenir Gerçekler’de görülen “2^p-1” gibi, “Denklem” projesini oluşturan bir başka alt proje de, farklı bir araştırma ve uygulama ile bu planlar içerisinde yer alıyor.

Ezgi Tok

‘İki yol arasında’ video ve yerleştirme işinizin ortaya çıkma sürecinden biraz bahseder misin?

Zaman, hareket ve boşluk üzerinde çalıştığım konular, bunların gündelikle buluştuğu yerde “İki Yol Arasında” ortaya çıktı diyebiliriz.

Karıncanın adımları bize alan, hacim, hız, uzunluk ve zaman anlamında yeni bir kavramsal cetvel ortaya koyması bakış açımızı nereye kaydırmaktadır?

Üzerinden gerçekliği değerlendirdiğimiz standartları yeniden düşünmemiz için bize sorular soran bir iş olduğu söylenebilir. Hareket nerede başlar? Ölçüm mümkün müdür? Ezberlerin karşısına tekrarlanamayanın koyulması durumu nasıl bir sonuca götürür? Sonuca götürür mü? gibi.