Gülşah Bayraktar

Gülşah Bayraktar'la, onu sanatçı olmaya iten faktörlerden, zaman içinde değişen prensiplerine kadar uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Seni sanatçı olmaya iten faktörler neler? Bu yolda çelişki yaşadığın oldu mu hiç?

En büyük faktör, sanırım, kendine ait bir dünya kurmanın özgürlüğüne sahip olma lüksü. Bunun yanı sıra, “Dert edindiğim şeyleri nasıl anlatabilirim?” heyecanını, her çalışmanın başına geçtiğimde hissediyor oluşum... Üretirken tutku ve aşkla yaklaşmak ve hayatınızın kaynağının sanat olduğunu bilmeniz en önemli etken. Bu sırada çelişkiden öte kaygılarım oldu. Bu yola çıkarken, endişe ettiğiniz durumlar veya anlar olabiliyor ancak bunlara odaklanarak üretiminizi yapılandırmanız  mümkün değil. Odak noktam her zaman için çalışmalarımın kendisi ve katettiği mesafe oldu. Bunun dışında gelişen her şeyi değerlendirip, yine üreterek yola devam ediyorum.

Bize biraz üretim sürecinden bahseder misin? İlk başladığın zamandan bu yana sanat prensiplerinde değişiklikler yaşadın mı?

Materyal arayışı içinde olduğum bir dönem siyah beyaz fotoğraflara merak sardım. Yavaş yavaş çalışmalarımın merkezinde nostaljik imgenin duygusallığı ön plana çıkarken, zamanla da detaycı bir üslup görünürlük kazanmaya başladı. İlk çalışmaların yan yana gelmesiyle birlikte, fotoğraflarla daha empatik bir ilişki kurmaya başladığım bir süreç ortaya çıktı. Böylece fotoğrafla aramdaki mesafe daralıp detayları işlemeye yönelik bir plastik dil gelişti. Üretirken genelde kendime sınırlar koymamaya çalışırım. Bakışımı ve düşüncelerimi  çalıştığım konuya odakladığımda, izlediğim, gördüğüm ve okuduğum şeylerde aynı olasılıkları, anları ve detayları yakalamayı, ortaklık kurmayı seviyorum. Ortaya çıkacak çalışmanın öncelikle beni memnun etmesini önemsiyorum çünkü beni tatmin etmeyen bir çalışmayı izleyici karşısına çıkarmak pek etik gelmiyor. Sergi boyunca birlikte çalıştığım kişilerle yakın ve güvene dayalı bir iletişim kurmanın üretimin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum çünkü bu samimiyet ve karşılıklı anlaşılmayı gerektiren bir süreç. Genel olarak bu konularda en başından itibaren ilkeli davranmaya gayret etmişimdir. Bunlar dışında gelişen her şey ise sürpriz ve genellikle yorumlanmaya, şekil almaya açık tepkiler yaratıyor.

Yarın Yapayalnız sergisinde yer alan işlerine baktığımızda ağırlıklı olarak nostaljiden yola çıkmayı tercih ediyorsun... Bu nostalji merakı işlerinde ne zaman başladı?

2011’in başlarında sahafları dolaşıp siyah beyaz fotoğrafların peşine düşmemle başladı her şey. Sahaf sahaf gezmem bende mevcut olan ancak bu süreçte fark ettiğim bazı ilgi alanlarımın ortaya çıkmasına ve üretimime yansımasına olanak sağladı. Anne ve babamın aslında sürekli topladıkları eşyalarla aynı evi paylaşıyor olmam ve bunlarla büyümemde etkili oldu diye düşünüyorum. İçten içe bende eski objelere ve anı imgelerine sempati besleyerek büyümüşüm. Resimlerimde hep bir nostaljik detay olmasını buna bağlıyorum. Yaşanmışlık ve hikayeler...

İşlerinde baskın olan nostaljik figürlerin kendi yaşamınla bir bağlantısı var mı? Kendinden ve anılarından yola çıkarak mı üretiyorsun yoksa hiç bilmediğin hayatları işlerinde konu edinmeyi mi seviyorsun?

Fotoğrafın bende bıraktığı etki daha çok tercihimi belirliyor. Birebir kendi anılarımdan yola çıkarak ürettiğimi söyleyemem ancak zaman zaman bazı figürlerin veya mekanın öznel belleğimdeki anılarla çakıştığını hissediyorum. Bir başkasının belleğine ilişkin imgelerin görsel kaydını plastik bir dille tutmaktan keyif alıyorum. Ötekinin hafızasına ortak olmak onun hikayesini paylaşmak anlamına geliyor benim için; işlerimdeki samimiyeti de bu şekilde yakaladığımı düşünüyorum. 

Sonraki işlerinde daha farklı konular işlemeyi düşünür müsün?

Sonraki çalışmaların alt kurgusunda bir süre daha nostaljik etkiler olacak. Nostaljik imgelerin birbiriyle olan benzerliklerini işlemeye devam etmeyi sonrasında günümüzle ilişkilendirerek bugüne ait imajlardaki çeşitli benzerlikleri işlemeyi düşünüyorum. İleri dönemde yapacağım çalışmalarda günümüzde nesneye duyduğumuz ihtiyacın sosyal kimliğimizi ve toplum içindeki yerimizi belirleyen bir olgu olarak belirmesi üzerine üretmeyi düşünüyorum. Kültürel ve sosyal kimliğimizin var olma ve kendini ifade etme biçiminin kanıtı nesneyle kurulan ilişkide saklı. Bu bağlamda çalışmayı planladığım bir dönem beni bekliyor.

Yarın Yapayalnız sergisinde yer alan işleri küçük boyutlu tercih etmenin özel bir sebebi var mıydı?

İşlerimin özelliği genel olarak küçük boyutta olması. Çalışmalarımdaki nostaljik atmosferin sıcaklığının çalışmanın ölçüleriyle de ilişkili olduğunu  düşünüyorum. Bu nedenle ölçülerde şimdilik bir değişikliğe gitmeyi planlamıyorum. Sergideki “Halet-i Ruhiye” çalışması şimdiye kadar ürettiğim çalışmalardan ayrı olarak farklı bir forma ve daha büyük bir yüzeye sahip. Belki bu çalışma biraz daha diğerlerinden bahsettiğimiz anlamda ayrı tutulabilir.