Güneş Bulut Yılmaz

M.K: Öncelikle kendinden biraz bahseder misin?
 
13.10.1983 İstanbul doğumluyum; Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi mezunuyum, lisansım “disiplinler arası güncel sanat” alanındaydı; ardından Marmara ve Berlin’de iki boyut(Resim) üzerine yoğunlaştım. Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli sergilere katıldım, çeşitli koleksiyonlarda çalışmalarım bulunuyor.
 
M.K: Gerçekliğin kendisini ters yüz ettiğin portre çalışmalarının çıkış noktası neydi? 
 
Ben biraz üretim geçmişimden bahsedeyim. İlk çalışmalarım “sosyo-psikoloji” temelli Toplumsal Cinsiyet ve Kültür-İktidar olmak üzere iki ana başlık altında gelişti; çeşitli güncel medyumları deneyimleme şansım oldu bu dönemde. 
 
Sonrasında daha çok iki boyutlu çalışmaya başladığım dönemde yoğunlaştığım “portre” ve devamında gelen “vesikalık fotoğraf” kavramları, aldığım Zeynep Sayın dersleri ve tüm birikimimin üzerine eklenen Ontolojik bakışla 2011 sonunda bu portrelere dönüştü. Berlin yağlı boyaya ara vermeme sebep oldu basit olanla hareket etmeyi seçtim, İskandinav çizerleri inceledim ve bugüne geldi portrelerim.
 
 
M.K: Portreler dışında sürreal desen çalışmalarını da farklı sergilerde deneyimleme şansımız oldu. Üretimini yaparken etkilendiğin konular neler? 
 
Her sanatçı gibi normal bakmıyorum artı fazlaca sezgiselim; sürekli imge toplayıp, deli gibi kitap kurcalayan, bunları filtreden geçiren, özümseyen biriyim. Bu coğrafyanın bir tür meleziyim; iç içeliği ve katmanları barındırıyorum. Hem doğu hem batı, psikanaliz ve hiciv, aynı zamanda umursamazlık…
 
M.K: Bağımsız bir sanatçı olarak çalışmalarını farklı mekan ve platformlarda takip etme şansımız oluyor. Bağımsızlık özgürlük mü dağınıklık mı sence? 
 
Elbette özgürlük ve çok çeşitli çevrelere ulaşmanın avantajı; ama belli bir süre sonra akış daha spesifik bir yere bırakacaktır. 
 
 
M.K: Yakın zamanda yapmayı planladığın sergiler var mı?
 
2 Haziran’da C.A.M. Galeri’de “Start” sergisinde yer alacağım. Beklerim…