Horasan

19 Şubat tarihinde Mixer’de açılan “Masturbation” sergisi farklı medyumlarla çalışan kalabalık bir sanatçı grubunu bir araya getiriyor. Sanatçının üretim sürecinde kendi bilinci ve üretim süreciyle hesaplaşmasını merkezine alan serginin gerçekleştirilmesine ön ayak olan Horasan ile bir araya geldik.

“Masturbation” sergisi fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında “Masturbation” sergisinin fikri, sanatçı arkadaşlarımızla yan yana geldiğimizde konuşmalarımız sohbetlerimiz sonucunda ortaya çıktı. Gelinen noktayla ilgili açmazları, sıkıntıları, sanatçının üretim sürecinin değersizleşmesi gibi sistemden oluşan sorunları yan yana getirdiğimizde; bizim aslında kendi içimizde bir araya gelmemizin önemli olduğu ve bu konuda küçük çaplı bir dayanışma sergisi olması gerektiği fikri doğdu. Bu benim aklımda epeydir vardı ama arkadaşlara bu konuyu açtığımda da çok olumlu dönüşler aldım, ben katılırım, ben de desteklerim gibi.

“Masturbation” iddialı bir isim, bunun üzerine konuşabilir miyiz?

Bir konsept olarak bahsetmiyorum ama “Masturbation” kavramsal bir sergi değil açıkçası. Bir başlığı olan, aslında biraz da izleyiciyi bu başlıkla sergiye çekmeye çalışan bir sergi. Bu başlık biraz da kurnazca konmuş, izleyicinin ilgisini manipüle eden ve belki geldiği zaman hayal kırıklığına uğrayacağı, belki de uğramayacağı bir başlık. Tabi bu başlığın açılımında biz sanatçının kendi atölyesinde, kendi kendine oluşturduğu süreçte bu işi yaparkenki duygusunda oluşan arzuyu da anlatmaya çalışıyoruz. Diğer yandan aslında mastürbasyon hepimiz için tekil, biricik olan ve bu tekil anın arzulu anın yansıtılması. Yani bu iki bakış açısında da; sanatçı buradan kendine yeni bir bakış üreterek ancak kendisiyle yeni bir şey getirebilir. Önemli bir şey daha burada bir seçki oluşturulmadı. Her sanatçı kendi seçkisiyle kendi katılmak istedi; sadece benim yazdığım bir metin vardı, o metin de konuşuldu arkadaşlarımızla. Sergi hazırlık süresince kimseye müdahale edilmedi. Bir takım fikir alışverişleri oldu ama bu bir direktif ya da küratörlü sergi değil. 

Sizinle beraber 28 sanatçı var, bu isimlere karar verme noktasında nasıl hareket edildi?

Bir kere dirsek temasında bulunduğumuz sanatçılar her biri. Atölyesine girip çıktığım, sohbet edebildiğim insanlar. Aslında çok daha fazla isim var ama mekânı da düşünerek hareket etmek gerekti. Yoksa bu sayı 50 de olabilirdi. Şu an aklımda keşke şu isim de olsaydı, bu isim de olsaydı diye bir sürü Bazıları sadece kafamda uzun süredir vardı, bazıları uzun süredir konuştuğum insanlardı, yani böyle bir egom yok. Bazı sitem eden arkadaşlarım da var. Hakikaten kusura bakmasınlar. 


Erkek sanatçıların ağırlıkta olduğu bir seçki olması durumu da eleştirildi şakayla karışık, Sevil Tunaboylu’nun böyle bir yorumu oldu. Bunu sizin yanıtlamanız daha doğru olacaktır belki.

Sevil benim arkadaşım, hatta komşum. Biz erkekler çok olsun kadınlar çok olsun şeklinde taraflı bir yaklaşım içinde değiliz. Dikkat edilebilirdi, belki daha çok kadın da olabilirdi.  Antonio Cosentino’nun eleştirisi üzerine buna dikkat etmeye çalıştım ben, ama bunun üzerine çok fazla kafa yormadık açıkçası. Tabi şöyle bir şey çıkıyor mastürbasyon deyince bizim toplumumuzda erkekle ilgili bir şeyden bahsediyormuşuz gibi bir algı çıkıyor. Ondan dolayı bir erkek sergisi yanılsaması var. Mastürbasyon kelimesinin argo anlamlarına da baktık, erkek kavramları çıkıyor hep. Belki böyle bir yanılsama ondan da çıkıyor. Bir erkek sergisi gibi anlaşılıyor, aslında evet daha fazla kadın sanatçı olmalıydı. Sevil haklı belki de. 

İsmiyle ters köşe yapan bir sergi de aynı zamanda.

Evet kesinlikle, direkt mastürbasyonı anlatan bir sergi değil. Mastürbasyonu birçok anlamıyla ele alan, sanatçının kendi ürettiği anlamla ortaya çıkan bir sergi. Tarık Gök fotoğraf sanatçısı mesela onun dağ fotoğrafı var. Dağ resmiyle ‘masturbation’ı temsil ediyor. Ki dağ konseptini mastürbasyonla özdeşleştiren üç farklı iş var bu sergide. Aynı zamanda şöyle bir şey var, kendi kulvarı dışında üretimini mastürbasyon olarak tarif eden işler de gördüm ben bu sergide. Bu da işin sürprizli ve güzel tarafı.


Sergide yer alan sanatçıların bir kısmı da normalde çalıştıkları medyumun dışında işler ürettiler, bu da serginin amaçlarından biri miydi?

Aslında öyle kesin bir dilimiz yoktu. Sadece bazı arkadaşlarımız farklı bir şeyler denemek istediler. Bu yüzden bu sergi onlar için de bir fırsat anlamında, mesela Ali İbrahim Öcal performans yapmak istedi, Basako farklı bir şey denemek istediğini söyledi. 

Bu aynı zamanda eleştiri içeren bir sergi de diyebiliriz değil mi?

Sanat sistemi içinde yaratıcının geldiği noktayla ilgili hepimizin sıkıntıları var. Bunu pek çok sanatçı hissediyor. Bir başkaldırı sergisi değil bu ama bunların farkındayız demek için bir yöntem belki. 

İzleyiciye aktarmak istediğiniz şeylerden biri de bu mu peki?

İzleyicinin burada okuması gereken şey şu mesela, sanatçıların bir araya geldiklerinde aslında ne kadar büyük bir sinerji ve enerji yaratabildiklerini anlaması gerekiyor. Aynı zamanda sanatçılar da galeriden bağımsız, küratörden bağımsız - hatta bu mekân biraz gençlere açık olduğu için biz buradayız - bütün bunlardan bağımsız olarak iyi bir şeyler yapabilirler demek.

Kalabalık bir gruptan bahsediyoruz, bunun koordinasyonunu nasıl sağladınız?

Güvenle ilgili bir durum bu. Onların emeğine duyduğum saygıyı, onlara yaklaşımımı, onlarla kurduğum ilişkiyi bildikleri için sanırım bana fazlasıyla güveniyorlar. Ben de onlara güveniyorum.

Bu serginin küratörü olmadığınızın altını çiziyoruz ama.

Evet küratörü değilim, organizatörüyüm bu serginin. Asla küratörü değilim, bu işleri yapmak için bir tutkala ihtiyaç vardı ben de o tutkalım sadece. 

Bu sürekliliği olan bir kolektif değil aslında, değil mi?

Evet, ‘bir sanatçı kolektifi sergisi’ derken bu rakamsal anlamda bir demek aslında. Bundan sonrası belki fişeklenir başka arkadaşlar buna devam etmek isteyebilir, ben de belki iki sene sonra bununla ilgili bir şeyler yapmak istiyorum derim. Hoşumuza gidebilir, çok da keyif verebilir, onu zaman gösterecek. 

Son olarak, bu serginin sizin için önemi nedir?

Bireysel anlamda benim için önemi, sanatçıların bir araya gelip bir arada olabilme duygusunun altını çizmek. Çünkü sistemin içinde dağıldığımızı düşünüyorum. Fakat bir şekilde bir araya araya toplanmak duygusunu ve durumunu önemsiyorum. Bu benim hoşuma giden bir şey. Herkesin buradan kendi hanesine bir şeyler çıkaracağını düşünüyorum.