Melis Ergin | Koleksiyoner Röportajı

Sanat eseri koleksiyoneri olmayı uzun yıllardır planlayan Melis Ergin, Şener Soysal’ın "#09"u ile bu yolculuğuna başladı. Ergin ile satın aldığı ilk eser ve geleceğe dair planları hakkında konuştuk.

Biraz sizi tanıyabilir miyiz?

Mimar Sinan GSU Sosyoloji Bölümü mezunuyum. "Youth Republic" isimli gençlik odaklı reklam ajansında deneyim tasarımı, marka aktivasyonu ve etkinlik departmanı direktörüyüm. Dünyayı gezmek ve başka kültürleri tanımak tutkum diyebilirim. Tek başıma geziyorum ve tamamen oranın yerlileriyle o kültürü deneyimlemeyi seviyorum. Dekorasyon tasarım işleriyle de ilgileniyorum. Hayatın renklerini kişiliğimle harmanlayıp özel anlar yakalamak için yaşıyorum diyebilirim.


İlk sanat eserinizi satın almaya nasıl karar verdiniz?

11 sene önce iş hayatına başladığım zamanlarda ufak çaplı bir koleksiyoner olan kuzenim Yelda İpekli ile konuşuyorduk. Koleksiyonundaki eserler hep ilgimi çekmişti. Kişiyi ve dünyaya bakışını yansıttığını düşünmüştüm. Sayısız seçenek içinde bir tarzı beğeniyor ve bir araya getiriyorsunuz. Muhteşem bir şey bu. Kuzenimde Remzi İren’in bir işini gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Beni kendine almış, sanatın hayal gücünü somutlaştıran bir araç olduğunu fark etmemi sağlamıştı. O yaşlarda önceliğimin dünyayı gezmek olması kararını verdim ve 30 yaşında ilk eserimi alma hedefi koydum kendime. Mixer’in Sıraselviler’deki yeni mekânının açılışında fotoğrafı gördüğüm an benim ilk işim olmalı dedim.


Neden Şener Soysal’ın işini almak istediniz?

Açık konuşmak gerekirse sanatçıyı özel olarak takip etmiyordum. Eser alma hedefim olan 30 yaşımın içindeydim. Hayranı olduğum ve ruhumun ait olduğunu hissettiğim ülke Brezilya’dan yeni dönmüştüm. Rio’daki favelaların ne kadar hayat dolu olabileceği beni şaşırtmıştı. Bu kültür beni oldukça etkilemişti. Mixer’e girdiğimde gördüğüm bu fotoğraf kendi şehrimdeki benzerlikleri yansıtması ve kentsel doönüşümü anlatması ile beni içine aldı. O fotoğrafta kültürel ve ekonomik farklılığı gördüm ama hala hayatin renkleri oradaydı. Bu arada hep pentür alacağımı düşünmüşken bir fotoğraf almış oldum.

Şener Soysal, #09, ”Dünyalar İçinde Bir Dünya” serisinden, 2011

Şener Soysal, #09, ”Dünyalar İçinde Bir Dünya” serisinden, 2011


Koleksiyonunuzun ilk eseri fotoğraf, bundan sonra da fotoğraf üzerine mi ilerlemeyi düşünüyorsunuz?

Ben renklerin, zevklerin, hayallerin karışımından doğan güzelliğe inanan biriyim. Hiçbir ekole ya da hiçbir rutine bağlı kalmadan, içimden geldiği gibi felsefesiyle yaşıyorum sanırım. Bu sebeple bir sonraki eserim yine girdiğim gibi gördüğümde beni harekete geçirecek, heyecanlandıracak bir eser olacak ama sanatçı ve ekolden bağımsız olacak.  Emin olduğum şey ise canlı detayların olduğu ve otantik, etnik ögelerin bulunduğu bir tablo ya da fotoğraf yine tercihim olacak. Hatta belki de bir obje...


Sınırsız seçme şansınız olsa hangi sanat eserinin koleksiyonunuzun bir parçası olmasını isterdiniz? 

Daha çok çağdaş sanatçılar ile ilgileniyorum. Japon çağdaş sanatı ilgimi çekiyor. Bununla beraber Slinkachu’yu da takip ediyorum. En çok istediğim eser ise geçtiğimiz seneki Contemporary İstanbul’daki bir eserdi. Ama maalesef satıldı. Hayal etmek sınırsız demiştiniz değil mi, o zaman Salvador Dali’nin ‘Eriyen Saatler’ eseri kesinlikle en büyük hayalim. Şunu da eklemek isterim, Remzi İren’in beni ilk gördüğümde büyüleyen bir kadın portresini almayı çok istiyorum.

 

Hangi sanatçıları takip ediyorsunuz?

Slinkachu’yu takip ediyorum. Galerileri gezerek işleri inceliyorum. Daha çok opsiyon sunması sebebiyle fuarlardaki işleri incelemeyi seviyorum. Beni çok çeken ve bütçeme uyacak işleri alarak devam edeceğimi düşünüyorum.