Merve Üstünalp

Bu ay Merve Üstünalp’in Kurtuluş’taki atölyesine konuk olarak ona bazı sorular yönelttik. Çoğunlukla cinsiyet meselelerine değinen bu sanatçının üretiminin arka planında neler olup bittiğini sizlerle paylaşıyoruz.

Ayşegül Papila: İşlerinizde kumaş ve iplik gibi materyalleri kullanmanızın arkasında yatan bir neden var mı?

Merve Üstünalp: Tercih ettiğim materyalle ilgili sorular duymam sık karşılaştığım bir durum. 2013 yılında ArtSümer’le katıldığım Contemporary Fuarı’nda neden kumaşı tercih ettiğimle ilgili bir iş yapmıştım.

Çocukluğumda, yaklaşık 5-6 yaşlarında annemle gittiğim her yere elimde kumaş dolusu koca bir poşetle gittiğimi ve bulunduğum her ortamı kendi ortamıma dönüştürüp kumaşlarla doldurduğumu hayal meyal hatırlarım. Kumaşla her zaman fazlasıyla yakınlık kurdum. İşlerimin konuları bir şekilde, bir yerden ‘kendi’ yaşadıklarımla ve çevremde olup bitenlerle ilişkili olduğundan ve bir noktada çocukluğuma işaret ettiğinden, sanırım hikayeleştirme kısmını en iyi kumaşla ifade ettiğimi düşünüyorum.

İşlerinde kullandığın diğer malzemelerden biraz bahsedebilir misin?

Sadece kumaş kullanmıyorum. 2013’de ‘’Biz Vardık, Biz Yoktuk’’ sergimde kumaşın yanı sıra yağlı boya işlerim ve özellikle Türkiye’deki erkek iktidarına vurgu yapan ‘’Baba Büstü’’ adlı üç boyutlu bir işim de yer almıştı. Kendimi materyal konusunda herhangi bir kısıtlamaya sokmuyorum, o an yapacağım işi hangi malzeme daha iyi anlatacak, işin o kısmıyla ilgileniyorum. Bu bir video olabilir, boya veya heykel olabilir, farketmez… Anlatmak istediğim konuyla ilişkisi önemli.

 

 

Açık Depo’da sergilenen “Koro” serisinin hikayesinden bize biraz bahseder misin?

Koro oluşumundan herhangi bir rahatsızlığım yok, izlerim, dinlerim, severim de… Fakat koronun bana sembolik olarak hissettirdikleri farklı. Bir kişinin bir kitleyi yönetmesi, yönetimin dışında kalanların prototip bir hale gelmesi, tek bir sıra, bir bütün olmak ve benim genel olarak işlerimde görünen bir ‘sıralama’ takıntısı beni koro serisi yapmaya itti. Bu saydığım sebeplerden dolayı belki de bir metafor olarak kullandım ‘koro’yu.

Takip ettiğin veya sana ilham veren sanatçılardan birkaç örnek verebilir misin?

Türkiye’den Canan’la Gülsün Karamustafa’yı çok severim. Bu iki ismin ürettiği işler, içinde bulunduğum ve beni de etkileyen kültürümüzden çok fazla izler taşıyor. Onun dışında kavramsal işler üreten Michael Asher’in yaptıklarını araştırıyorum. Birçok isim saymak mümkün aslında şu an, ama ilk aklıma gelen bu isimler.

 

 

Günümüz Türkiye’sinin çağdaş sanat ortamı hakkındaki düşüncelerin nelerdir?

Aslında bu soru ‘çağdaş sanat’tan ne anladığınızla alakalı farklılıklar gösterebilir. Belki aldığım eğitimden de kaynaklanan bir biçim arayışım var, fakat içerikte ne olduğuyla alakalı sanırım daha hassasım. Bütün sergileri takip etmeye çalışıyorum, çok fazla galeri açılıyor ve bu galerileri dolduran bir çok sanatçı gündemde.

Özellikle genç sanatçılara ne kadar destek veriliyor bu konuda şüphelerim var fakat üretimin artması ve yeni sanatçıların gündeme geliyor olması sevindirici.

Yakın zamanda bir kişisel sergi veya karma sergiye katılma planların var mı?

İlk sergimin üzerinden iki yıl gibi bir süre geçti, bu süreçte ürettiğim işler çoğaldı. Bu yıl içinde ikinci kişisel sergimi yapacağım. Onun dışında şu an için bir karma sergi planım bulunmuyor.