Mine Küçük

Mixer’de yetişkinlere yönelik öğrenim programları devam ediyor! 3 Mayıs’ta gerçekleşen “Yetişkinler için Sanata Bakma” atölyesinde, katılımcılar Akademisyen Mine Küçük eşliğinde sanata bakma konusunda önemli birtakım sorulara beraber cevap aradılar. Yeditepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde Müze bilimi dersi veren ve eğitimcilere yönelik sanat/müze konulu seminerler düzenleyen, danışmanlık yapan Arkeolog ve Müze Uzmanı Mine Küçük ile Türkiye’de ve dünyada sanata bakma eğitimi üzerine keyifli bir sohbet ettik.

Mixer’de 3 Mayıs’ta yetişkinlere yönelik bir eğitim verdin, sanata bakma ne demektir? Sanata nasıl bakılır?

Bireyin bir sanat eserine nasıl bakmak istediğine karar verebilmesi için önce sanatın içinde olup çok görmesi, mümkün olduğu kadar fazla galeriye ve müzeye gitmesi ve okuması gerekiyor. Dolayısıyla öncelikle kendini keşfetmesi gerekiyor. Sonrasında nelere önem verdiğine -renkler, desenler veya çizgiler- karar verip zaten o medyalar üzerinden sanat eserine bakacaktır.

Okuyuculara bu konuda verebileceğin küçük püf noktaları nelerdir? Sanatla olan deneyimlerini daha kaliteli hale getirmek için neler yapabilirler?

Bu sorunun iki cevabı var. Bazı insanlar sergilere önce teorik bilgi alarak gitmek isterler. Bu bilgiyi genelde panellerde bulabilirler. Diğer insanlarsa daha maceracıdır. Onlar yaratıcı düşünceyi de teşvik eden bir şekilde hiç panelleri ve etiketleri okumadan sergi gezerler.  Eserlere tek tep bakıp renklerle, şekillerle konuşur, sanatçının ne anlatmaya çalıştığını anlamak için çabalarlar. Sonraysa sanatçı ve eser hakkında bilgi almak için etiketleri okur, ve karşılaştırma olanağına sahip olurlar. Bu yüzden sanata bakmada farklı düşünce yapısına sahip insanları tek bir yönteme yönlendirmek bana çok doğru gelmiyor, sanatseverler kendi isteklerine göre bu iki yöntemden herhangi birini kullanabilirler.

 Türkiye’deki ve yurtdışındaki sanatseverleri ve onların sanat konusundaki alışkanlıklarını karşılaştırdığında ne tür farklılıklar var?

Son 10 yılda Türkiye’de çok büyük değişiklikler oldu, fakat yine de müze ve sergi gezme alışkanlığımız Avrupa ve Amerika’yla karşılaştırıldığında oransal olarak çok düşük. Bizim tarihimizde de maalesef durum böyledir, müzecilik, sergiler ve sanat kurumları hep Batı’nın taklidi olarak başlamıştır.

Peki, çocuk sanat eğitimlerinin bu oransal farklılık üzerindeki etkisi nedir? Mixer’de önceden çocuklara yönelik sanata bakma atölyeleri de olmuştu, çocuklar için bu atölyelerin önemi nedir? Çocuk sanat eğitiminde Türkiye’yi nerede konumlandırabiliriz?

Çocuk sanat eğitimi çok önemli. Mixer’de yaptığınız eğitimleri müzelerde yapılan eğitimler gibi görüyorum. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre çocuk yaşta eğer müzeye gitme alışkanlığı elde edilmezse daha sonra elde edilmesi çok zor. Sanata bakma atölyesinde de bahsetmiştim, 5 sene boyunca ilkokulda müzecilik konusunda bir ders verdim. Öğrencilerle 5 sene sonra anket yaptığımda gördüm ki yüzde 85’i sanata nasıl bakacağını artık bildiklerini söylediler. Bu öğrencilerle Askeri Müze’ye yaptığımız bir gezide biri metal aksamın objenin görülmesini engellediğini söyledi. Yani diyebiliriz ki verilen eğitimlerin katkısı ileride görülecektir.

Fakat unutmamalıyız ki yetişkinlerin de kaybedilmemesi lazım, o yüzden yetişkin eğitimlerini de çok önemsiyorum. Zamanlarında bu eğitim şansını yakalamamış olan bireyler için de kendi yaş gruplarına göre bu tür eğitimlere katılmaları mümkün olmalı.

Galeriler günümüzde artık sadece sanat eserlerinin sergilendiği yerler değil, aynı zamanda sanatçıların ve sanatseverlerin bir araya geldiği, birbirlerinden öğrendikleri, içinde eğitim barındıran alanlar. Galerilerin bu dönüşümünü bir eğitimci olarak nasıl yorumluyorsun?

Bu dönüşüm çok olumlu. Önemli olan insanlara anlatmak çünkü anlamayınca kabul etmiyorlar. Mixer gibi galerilerin bu anlatımı üstlenmesi insanların sanatla yakınlık kurmasına katkıda bulunuyor. Bunu bienalde de gözlemledim, insanlar kesinlikle anladıklarını fark ettiklerinde daha çok gelmek istiyorlar. Bu yüzden bu tür eğitim programlarının daha çok yapılması ve geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’de insanların sanata yakınlaşmalarını sağlamak, sanatı daha ulaşılabilir kılmak için başka neler yapılabilir? Neler eksik?

Farklı yaş gruplarına yönelik ve pratik odaklı eğitimler yapılabilir. Bazı okullarda resim dersi bir dönem kalkmıştı, o jenerasyondan gelen hiç fırçaya dokunmamış ama dokunsa yeteneklerini keşfedecek kişiler olabilir. Örneğin, geçenlerde öğrencilerimle Pera Müzasi’ne gittik, kille çalışma yaptılar, bir tanesi çok güzel kaplar yapmaya başladı, ilk defa kile dokunuyordu ve bunu ilerletmek istediğine karar verdi. İşte bu yüzden galerilerin de müzeler gibi insanların kendilerini keşfetmelerine izin verecek mekanlar olması çok önemli. Bir diğer önemli nokta da bu eğitimlerin okul dışında olduğu için katı ve ciddi olmamasına, daha eğlenceli ve dikkat çekici olmasına dikkat etmek. Özellikle yetişkinler çocuklar kadar kolay açılmaz, bilmediklerini hissettiklerinde içlerine kapanabilirler, buna izin vermeden, onları konuya dahil etmek gerekir.

Sanata Bakma konusunda kendini geliştirmek isteyen sanatseverlere önerilerin neler olur? Hangi kaynakları takip etmelerini önerirsin?

Bu kişilerin nasıl bir medya kullanmak istediklerine çok bağlı, kimisi her şeyi internetten takip etmeyi seviyor, onlara “Spot” gibi sanat insiyatiflerini önerebilirim. Onun dışında basılı medyayı takip etmek isteyenler “Milliyet Sanat” gibi sanat dergilerine göz atabilirler. Yabancı dil bilenler, özellikle tasarımla da ilgileniyorlarsa “Wallpaper” gibi tasarım dergilerini alabilirler. Bunun dışında galerilere giriş zaten ücretsiz, müzelerin de ücretsiz günleri var, onları da takip ederek daha çok görmeye odaklanmaları ve gözlerini eğitmeleri gerekiyor.

Peki sanatseverlere önerebileceğin bir başucu kitabı var mı?

Tabi, ilgilendikleri konuya göre değişir. Örneğin, çağdaş sanatla ilgileniyorlarsa “Çağdaş Sanatı Anlamak” diye bir kitap çıktı, oldukça basit bir dile sahip bu kitabı alabilirler. Ansiklopedik türde kitaplar okuyabilirler. Örneğin, “Alfa Yayınları”nın sanat konusundaki kitaplarını takip edebilirler. Bunun dışında “Karaköy Salt”a ücretsiz girip kütüphaneyi kullanabilirler.

Sanat konusunda eğitimler düzenleyen kurum ve kişiler için son bir mesajın var mı?

Teorik olarak yapılan şeyler pratikte çok değişir. O yüzden teoriler kurulmalı denenmeli ve yeni teoriler kurulmalı. Sözün özü denemeye devam! İhtiyaç olan bir şeyi bu denemelerden birinde yakalayacaksınız.

 

*** Mixer’de önümüzdeki sezon gerçekleşecek Yetişkinler için Öğrenim Programları hakkında bilgi almak ve tüm etkinliklerden haberdar olmak için naz@mixerarts.com mail adresine mail atabilirsiniz.