Sırma Doruk

M.K: Öncelikle kendinden biraz bahseder misin?

S.D: Eğitimimi video üzerine aldım. Ürettiğim işlerde, genelde, tecrübe ettiğim düşünsel rahatsızlıklardan yola çıkıyorum. Bunları, dışarıdan maruz kaldığım ses ve görüntülerin içsel oluşumunu görselleştirirken dijital müdahaleler ekleyerek var ediyorum. Bazen günlük hayatımızın içinde yer alan sıradan görüntülerin bozumu ile izleyicide bir kafa karışıklığı yaratıyor, bazen de bağlamsal çizgiyi ters yüz edip izleyiciyi öznel gerçekliğinden kopararak kendi dünyam ile baş başa bırakıyorum.

M.K: Video sanatının farklı tekniklerini kullanarak oluşturduğun yerleştirmelerde gösterilen alanın kendisi ile ilişkisine dair ne diyebilirsin?
 
S.D: Video yerleştirmelerinin bulunduğu mekan ile anlamını tamamladığını düşünüyorum. Eğer işi, gösterilecek olduğu mekana uygun bulmuyorsam, uyarlamayı tercih ederim. Veya sıfırdan bir iş üretiyorsam, mekan ile ilişkilendirerek yapım sürecine girerim.
 
 
 
 
 
 
M.K: Çalışmalarına baktığımda dijital imajlar, gerçek imajlarla aynı düzlemde bir araya gelerek tamamlanıyor. Bunu tercih etmendeki etken nedir?
 
S.D: Dijital ile organiğin iç içe geçtiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu ikisinin karşılıklı beslendiği birçok nokta var. Her birinin kendine has olanakları ve sınırları var, birinin meseleyi tek başına anlatamadığı noktada diğerine gidiyorum. Yani fikir hangi teknikleri gerektiriyorsa, onları birleştirmekten çekinmiyorum.
 
M.K: Üretim sürecine dair neler söyleyebilirsin?
 
S.D: Üretim süreci not defterimde başlıyor. Güncel konularımdan aldığım anahtar kelimeleri yazıyorum ve bir süre o kelimelere bakıyorum. Bazen günler bazen haftalar sürebiliyor. Aynı anda başka sayfalarda paralel meseleler ilerliyor. Zihnimde yer eden özü çıkarılmış bu meseleler yatarken, sokakta, film izlerken, yemek yaparken, yani günlük hayatımın her hangi bir aksiyonunda düşünsel bir projeye dönüşüyor ve sonrasında onu var etme süreci başlıyor.
 
M.K: Mixer’de yer aldığın son sergi “Olasılıklar ve Tercihler” için üretmiş olduğun 8 kanallı video yerleştirmen de gözün görme biçimlerine dair bir yerleştirme olarak karşımıza çıktı. Bu durumun kendisi ile ilgili neler söyleyebilirsin? 
 
S.D: Görme eyleminin algılamaya yetmeyişi ile yüzleşme sürecinden yola çıkıyor. Zihnimizin gördüğümüz şeyi anında algılama çabasından faydalandım. Birtakım organik nesnelerin en alışıldık halini bozarak izleyiciyi bir reddediliş tecrübesine davet ettim.