Zülal Ulusan

Mixer, başarılarıyla adından söz ettiren sanatçılarını takip eden koleksiyonerler ile genç sanatçıları destekleme misyonuna paralel olarak bir dizi röportaj planladı.Bu sebeple ilk olarak Berkay Buğdanoğlu’nun “Grigori” eserini tercih eden Zülal Ulusan ile sohbet ettik, keyif almanız dileğiyle… 

Öncelikle sizi tanıyalım, biraz kendinizden bahseder misiniz?

1981 doğumluyum, Saint Benoit'dan mezun olduktan sonra Paris'e üniversite eğitimim için gittim. Orada sanatla iç içe bir şehirde olduğum için sanatsal yönden hem değiştim hem de geliştim. Bir süre Paris ve İstanbul’da lüks tüketim sektöründe çalıştım. Şu anda çalışmıyorum fakat hayatımın çok keyifli bir dönemindeyim çünkü ikizlerim var ve günlerim onlarla her gün hayata dair yeni bir şeyler keşfederek geçiyor.

Sanata ilgi duymaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Bu merak bana tamamen ailemden geçti diyebilirim çünkü bir sürü tablo, heykel ve objeyle dolu bir evde büyüdüm. Arkadaşlarımdan biri salonumuza ilk girdiğinde “Müze için bilet nereden alıyoruz?” diye espri bile yapmıştı. Ailem herhangi bir sanat etkinliğine giderken bizi de mutlaka yanında götürürdü. Büyük ihtimalle hatırlayamayacağım kadar eski zamanlardan bahsettiğimiz için açıkçası ilk müze gezim, ilk müzayedeye gidişim gibi anılarım yok. Fakat üniversite eğitimim için Paris'e gitmemle bu merak için yeni bir sayfa açtım diyebilirim. İlk Fiac'a girişimdeki heyecanımı çok net hatırlıyorum, hala Fiac'a gitmek benim için ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Gerçi eserlerin ulaşılması güç rakamlara sahip olduğunu gördüğüm zaman epey üzülmüştüm ama o kadar çağdaş sanat eserin arasında olmak bile ayrı güzeldi.

Evinizde sanat eserleri olması sizin için neden önemli?

Ben açıkçası başka türlü bir ev bilmiyorum. Benim için evim, beni ve zevklerimi ifade eden, içerisinde vakit geçirmekten keyif aldığım bir yer. Bu bütünü de sanat mutlaka tamamlıyor, boş duvarlar yaşanmamışlık ya da keyifsiz bir ortam hissi uyandırıyor bende ve gözlerim sahibini yansıtacak bir şeyler arıyor.

Berkay Buğdanoğlu ‘nun eserlerinden nasıl haberdar oldunuz?

Berkay'ın eserlerinden bir arkadaşım sayesinde haberdar oldum, hoşuma gideceğini düşünerek benimle paylaşmıştı, nitekim Mixer’in internet sayfasına biraz bakınınca öyle de oldu.

Sizin için Berkay’ı diğer sanatçılardan farklı kılan hangi özelliği oldu?

Bana göre Berkay'ın en farklı özelliklerinden biri kullandığı yüzey. Bu sefer olmadı ama bir dahaki sefer mutlaka çelik levhadan bir eserine sahip olmak istiyorum. Bir de keskin hatları olan işler yaptığını düşünüyorum ki bu da eserlerinde çok beğendiğim özelliklerden biri.

Aldığınız eser size neler hissettirdi?

Daha önce de belirttiğim gibi ben Berkay'ın işlerine ilk olarak internet sitesinden baktım, Grigori' yi görünce bunu mutlaka Mixer’e gidip görmeliyim diye düşündüm. Tabii eseri görmeye gittiğimizde Berkay'ın da orada olması ve eserin hikayesini bir de ondan dinlemek gerçekten çok güzel bir tesadüf oldu. Daha sonra eserin bir de fine art print versiyonunu görünce daha da beğendim çünkü levhanın aksine tüm detayları bütün albenisiyle görebiliyordum ve zaten beni cezbeden de bu oldu.

Pek çok sanat eserine sahipsiniz, bu eserin sizin için önemi ne oldu?

Bu eserin Gezi olaylarına gönderme yapıyor olması çok etkiledi beni. Hepimizi ve ülkemizi derinden etkileyen bir dönemi ele alması, eser üstündeki armaların tüm Gezi sürecinde aktif rol oynayan kurumların arması olması ve tüm bunların koruyucu melek Grigori'ye giydirilmesi çok hoşuma gitti.

Mixer’in sanatı erişilebilir kılma misyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hem sanatseverler hem de sanatçılar açısından harika bir iş yaptığınızı düşünüyorum. Her sanatla ilgilenen ve sanat eserlerine sahip olmaktan keyif alan kişinin büyük bütçelere sahip olması gerekmiyor. Genç sanatçılar kendilerini gösterebilmek ve ifade edebilmek için bir yere ihtiyaç duyuyor, bu yüzden de her açıdan eksikleri doldurduğunuzu düşünüyorum!